PerfSpot Company Logo

Ingresa / Ahora Ensamble



Tema del Foro
NO CHILDREN PORNO NO CHILDREN EXPLOITATION > GÖRÜSLERINIZ > SELAM

Publicado 9/19/2007 8:46 AM


mustafaxx ..

YAZILARINIZ BURAYA YAZA BILIRSINIZ KONUYLA ILGILI TESEKÜRLER




Responder Cotización

Publicado 9/30/2007 2:32 PM


mustafaxx ..

Respuesta a: mustafaxx ..

Yazılar
2000


ZEYNEP ORAL




27 Ağustos 2000


Sokak
Çocukları ve Temizlik


Onları
görmedik diyemeyiz... Duymadık , bilmiyoruz diyemeyiz... Onları
yayaların yoğun olduğu sokak başlarında, meydanlarda gördük...
Onları trafiğin her sıkıştığı yerde gördük. Yalvaran seslerini
duyduk. Burunlarını otomobil camına yapıştırdıklarında kimimiz
sinirlendi, kimimiz kovaladı . Ellerini ya da başlarını açık
camdan içeri sokmaya çalıştıklarında , kimimiz camı kapattı,
kimimiz de bir an önce gözümüzün önünden gitsinler diye bir
çiklet ya da bir mendil aldı. Sonra yolumuza devam ettik.
Onları görmemiş, duymamış gibi yaptık... Sanki onlar YOKMUŞ
gibi davrandık...


Sonra
günün birinde, mendil satarak ailesine katkıda bulunan on
yaşındaki Leyla'nın öyküsüyle sarsıldık. Ve onları hatırladık...


Nefretle,
kinle, şiddetle ama aynı zamanda gelir dağılımındaki uçurumla
beslenen bir toplumun elinden gelen tek şey , cezalandırmaktı.
Mc Donald's'ın Müdürü de, kendisini ve müşterileri rahatsız
eden çocukları cezalandırma yolu olarak buzluğa kapatmak gibi
bir yol bulmuştu.


Ben
buna "münferit bir olay " diye bakamıyorum. (Hani işkence
olaylarında da hep "bu münferit bir olaydır" diyorlar ya!)
Cezalandırmaya ve şiddete dayalı bir "sorun çözme" alışkanlığımız
var... Sorunları "çözmek" ya da "çözmeye çalışmak" yerine
; soruna neden olduğuna inandığımız kişileri "yok etmek",
göz önünden kaldırmak, seslerini boğmak , soluklarını kesmek
yoluna sapıyoruz. Böylesi hem daha kolay, hem de ortalık temizlenmiş
oluyor sanıyoruz. (Devleti de ha bire şunlardan bunlardan
"temizlemeye" çalışıyorlar ya!)


Devlet
İstatistik Enstitüsü'nün verilerine göre Türkiye'de 6-14 yaş
arasındaki toplam 11 milyon 889 bin çocuğun 3 milyon 848 bini
çalışıyor. Ancak kayıt dışı çalışanları da eklediğimizde bu
sayı ikiyle çarpılıyor. Çalışan çocukların yarısından çoğu
okuma yazma bilmiyor . (Türkiye'de, çalışan ya da çalışmayan,
her yüz çocuktan yirmi birinin okuması yazması yok!)


Çocuk
Vakfı "Türkiye'de Hakları Çalınmış Çocuklar" raporuna göre
yirmi bin çocuk sokakta yaşıyor. Çocuk suçlarında , sanık
sandalyesine çıkan çocuk sayısında ve ıslah evlerinde yaşayan
çocuk sayısında önceki yıllara oranla büyük artış


İsterseniz
biraz daha sayılara bakalım. : Çocukların yüzde 72'si anne
babadan; yüzde 22'si öğretmenden dayak yiyor. Her üç çocuktan
biri istismara uğruyor.


Ve
Türkiye'de 10 milyon çocuk yoksul. Üç milyonu yoksulluk sınırının
altında yaşıyor. Türkiye'de her dört çocuktan biri yoksul.
Yine her dört çocuktan biri, hiçbir sosyal güvenceye sahip
değil.


Buzluğa
kapatılan Leyla bu sayıların neresinde bilmiyorum...


Ama
bildiğim bir şey var : Şu yukarıdaki sayıların ortaya koyduğu
gerçek , Meclisi haftalarca oyalayan "Demirel yeniden Cumhurbaşkanı
seçilmezse , felaketimiz olur, mahvoluruz, rejim yıkılır,
devlet batar " savsatasından da , son haftalardaki Ecevit'in
"kriz" tehditlerinden de çok daha vahim!


Asıl
"kriz", yıllardır sokak çocuklarını görmezlikten gelmemiz.
Ve bir avuç gönüllü çalışanlar, bir iki sivil toplum kuruluşu
dışındakilerin onları yok sayması...


İstanbul
Valiliği'nin sokak çocuklarından alışveriş yapanlara 6 aya
kadar hapis cezası verilmesi kararı ise, kusura bakmayın ama
beni çok güldürdü. Hapishaneler zaten dolu, yer yok. Sokakta
kağıt mendil satanın da, alanın da sıkarsınız kafasına kurşunu,
oldu bitti... Bir temizlik, bir temizlik...





Responder Cotización

Publicado 9/30/2007 2:36 PM


mustafaxx ..

Respuesta a: mustafaxx ..

Yazılar
2000


ZEYNEP ORAL




27 Ağustos 2000


Sokak
Çocukları ve Temizlik


Onları
görmedik diyemeyiz... Duymadık , bilmiyoruz diyemeyiz... Onları
yayaların yoğun olduğu sokak başlarında, meydanlarda gördük...
Onları trafiğin her sıkıştığı yerde gördük. Yalvaran seslerini
duyduk. Burunlarını otomobil camına yapıştırdıklarında kimimiz
sinirlendi, kimimiz kovaladı . Ellerini ya da başlarını açık
camdan içeri sokmaya çalıştıklarında , kimimiz camı kapattı,
kimimiz de bir an önce gözümüzün önünden gitsinler diye bir
çiklet ya da bir mendil aldı. Sonra yolumuza devam ettik.
Onları görmemiş, duymamış gibi yaptık... Sanki onlar YOKMUŞ
gibi davrandık...


Sonra
günün birinde, mendil satarak ailesine katkıda bulunan on
yaşındaki Leyla'nın öyküsüyle sarsıldık. Ve onları hatırladık...


Nefretle,
kinle, şiddetle ama aynı zamanda gelir dağılımındaki uçurumla
beslenen bir toplumun elinden gelen tek şey , cezalandırmaktı.
Mc Donald's'ın Müdürü de, kendisini ve müşterileri rahatsız
eden çocukları cezalandırma yolu olarak buzluğa kapatmak gibi
bir yol bulmuştu.


Ben
buna "münferit bir olay " diye bakamıyorum. (Hani işkence
olaylarında da hep "bu münferit bir olaydır" diyorlar ya!)
Cezalandırmaya ve şiddete dayalı bir "sorun çözme" alışkanlığımız
var... Sorunları "çözmek" ya da "çözmeye çalışmak" yerine
; soruna neden olduğuna inandığımız kişileri "yok etmek",
göz önünden kaldırmak, seslerini boğmak , soluklarını kesmek
yoluna sapıyoruz. Böylesi hem daha kolay, hem de ortalık temizlenmiş
oluyor sanıyoruz. (Devleti de ha bire şunlardan bunlardan
"temizlemeye" çalışıyorlar ya!)


Devlet
İstatistik Enstitüsü'nün verilerine göre Türkiye'de 6-14 yaş
arasındaki toplam 11 milyon 889 bin çocuğun 3 milyon 848 bini
çalışıyor. Ancak kayıt dışı çalışanları da eklediğimizde bu
sayı ikiyle çarpılıyor. Çalışan çocukların yarısından çoğu
okuma yazma bilmiyor . (Türkiye'de, çalışan ya da çalışmayan,
her yüz çocuktan yirmi birinin okuması yazması yok!)


Çocuk
Vakfı "Türkiye'de Hakları Çalınmış Çocuklar" raporuna göre
yirmi bin çocuk sokakta yaşıyor. Çocuk suçlarında , sanık
sandalyesine çıkan çocuk sayısında ve ıslah evlerinde yaşayan
çocuk sayısında önceki yıllara oranla büyük artış


İsterseniz
biraz daha sayılara bakalım. : Çocukların yüzde 72'si anne
babadan; yüzde 22'si öğretmenden dayak yiyor. Her üç çocuktan
biri istismara uğruyor.


Ve
Türkiye'de 10 milyon çocuk yoksul. Üç milyonu yoksulluk sınırının
altında yaşıyor. Türkiye'de her dört çocuktan biri yoksul.
Yine her dört çocuktan biri, hiçbir sosyal güvenceye sahip
değil.


Buzluğa
kapatılan Leyla bu sayıların neresinde bilmiyorum...


Ama
bildiğim bir şey var : Şu yukarıdaki sayıların ortaya koyduğu
gerçek , Meclisi haftalarca oyalayan "Demirel yeniden Cumhurbaşkanı
seçilmezse , felaketimiz olur, mahvoluruz, rejim yıkılır,
devlet batar " savsatasından da , son haftalardaki Ecevit'in
"kriz" tehditlerinden de çok daha vahim!


Asıl
"kriz", yıllardır sokak çocuklarını görmezlikten gelmemiz.
Ve bir avuç gönüllü çalışanlar, bir iki sivil toplum kuruluşu
dışındakilerin onları yok sayması...


İstanbul
Valiliği'nin sokak çocuklarından alışveriş yapanlara 6 aya
kadar hapis cezası verilmesi kararı ise, kusura bakmayın ama
beni çok güldürdü. Hapishaneler zaten dolu, yer yok. Sokakta
kağıt mendil satanın da, alanın da sıkarsınız kafasına kurşunu,
oldu bitti... Bir temizlik, bir temizlik...





Responder Cotización

Publicado 9/30/2007 2:36 PM


mustafaxx ..

Respuesta a: mustafaxx ..

Çocukları sokağa iten toplumsal nedenlerin en
başında göç ve göçün getirdiği çarpık kentleşme yer alıyor. İşsizlik ve düşük
ücret gibi etkenler, göçle büyük kentlere gelen aileleri parçalarken, hızlı
kentleşme ile oluşan gecekondu alanları ise çocuklar açısından yeni bir yaşam
tarzından kaynaklanan uyumsuzluklara neden oldu. Sokak çocukları ile ilgili
yapılan çalışmalar, çocukların büyük kısmının aile içi şiddet, cinsel istismar,
üvey anne ve baba, sevgisizlik ve ihmal gibi nedenlerle ailelerinden ayrıldığına
işaret ediyor.


Çocukların evden kaçmasında, şiddete maruz
kalma, cinsel açıdan kullanılma gibi etkenler başta geliyor. Cinsel ve fiziksel
istismar konusundaki resmi rakamlar ise varolanı yansıtmaktan çok uzak
görünüyor. Çocuklar ve aileler, geleneksel yapının katılığı ve afişe olmak
korkusu gibi sebeplerle yaşadıkları olayları 'sır' olarak saklamayı tercih
ediyorlar. Prof. Dr. Oğuz Polat, Türkiye'deki resmi kayıtlarda geçen yıl sadece
iki ensest vakası olduğunu ve bu rakamın gerçek durumu yansıtmadığını söylüyor.


ÇOCUK MERKEZLİ BAKIŞ YOK


Uzmanlar, çocukları sokağa iten nedenler her
ne kadar aynı olsa da, hepsini genel olarak 'sokak çocuğu' başlığı altında
toplamanın yanlış olduğunu belirtiyor. Ancak Türkiye'de sokakta yaşayan,
çalıştırılan, suça karışan çocuklara ilişkin farklı bir sınıflandırma yok.
Hukukçular, bu konuda devletin çocuk merkezli bir bakış açısına sahip
olmamasının etkili olduğunu söylüyor. Sınıflandırmanın yanı sıra çocukların
sayılarının tespit edilebileceği herhangi bir 'bilgi ağı' da oluşturulamamış.
Resmi rakamlarla, sivil toplum kuruluşlarının rakamları farklılıklar
gösteriyor.


Durum tespiti yapmak ve çözüm önerileri
getirmek amacıyla oluşturulan TBMM Sokak Çocukları Araştırma Komisyonu,
yılların birikimi olan bu soruna dair atılan ilk resmi adım. Komisyon'un
çeşitli illerdeki kurum ve kuruluşlarla yaptığı görüşmelerde de farklı rakamlar
ortaya çıkıyor. Çocuk ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Güldal Akşit, Türkiye
genelinde 40 bin 205 sokak çocuğu bulunduğunu açıklıyor, ancak çalıştırılan ve
yaşayan çocukların bu rakamdaki oranlarını belirtemiyor. Komisyon'a gelen
bilgilerde 635 bin çocuğun sokağa düşme tehlikesinin olduğu belirtiliyor. Okuma
yazma oranının yüksek olduğu Artvin, sokak çocuğu sorunu olmayan birkaç ilden
biri. Türkiye'deki sokak çocuğu sayısının yarısını Diyarbakır'daki çocuklar
oluşturuyor. Sosyal hizmet uzmanlarının sayıca yüksek olduğu Ankara'da ise
ulaşılabilen çocuk sayısı yanlızca 2 bin 282.


MECLİS SOKAK ÇOCUKLARINI ARAŞTIRMA KOMİSYONU
BAŞKANI AKP MİLLETVEKİLİ ÖNER ERGENÇ:SAĞLIKLI RAKAM VEREMİYORUZ


Şu anda bu çocuklarla ilgili sağlıklı bir
rakam verme şansımız yok. Aslında bu rakamlar hiç kimsenin elinde yok.
Türkiye'de bunu tespit edecek hiçbir kurum yok. Emniyet Müdürlüğü, SHÇEK,
Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı hepsi ayrı ayrı
rakamlara sahip. Maalesef bir veri tabanı ya da çocuk bilgi ağı yok. 40 bin ile
80 bin arasında değişen rakamlar telaffuz ediliyor. Sadece Diyarbakır'da 20
bin, İstanbul'da ise 26 bin çocuktan bahsediliyor. Şu anda biz Türkiye'nin
fotoğrafını çekmeye çalışıyoruz. Konuyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarını
dinledik. İlleri dolaşarak üniversitelerle bilgi alışverişinde bulunuyoruz.
UNICEF ve ILO'yla görüşmeler yapıyoruz. İki ay içinde çalışmalarımızı
tamamlayıp, raporumuzu ve proje önerilerimizi TBMM'ye sunacağız.


İSTANBUL BAROSU ÇOCUK HAKLARI MERKEZİ BAŞKANI
AVUKAT AŞKIN YAŞAR TOPUZOĞLU: 
ÇALIŞTIRILAN ÇOCUK AİLEDEN ALINABİLİR


Sokakta çalıştırılmak çocuklar açısından çok
büyük tehlike. Bu çocuklar korunmaya muhtaçlar. Bu konudaki tanımı Çocuk
Mahkemeleri şöyle yapmış: Bedensel, zihinsel, ahlaki gelişimleri, şahsi
güvenlikleri tehlikede olan veya ailelerine karşı itaatsizlikte bulunan, bakımı
güç çocuklar. Baktığımızda sokakta çalışan çocukların hepsi bu tanımlamanın
içine giriyor. Medeni Kanun'da da şöyle bir madde yeralır: Eğer anne baba
velayet ilişkisine dair yükümlülüklerini yerine getirmiyorsa, mahkeme onlara
çeşitli tedbirler uygular. Bunlardan bir tanesi uyarıdır. Bir diğeriyse sokakta
çalışan çocuğun ailesi çocuğun getirdiği kazanca muhtaçsa, devlet olarak o
çocuğun kazancı kadar o aileye destek olunması gerekir. Böyle bir tedbiri
aldıktan sonra dahi çocuk sokakta çalıştırılıyorsa işte o zaman çocuk
istismarı, ihmali sözkonusu. Bu durumda artık velayet ilişkisi sonlandırılır ve
çocuk devlet tarafından koruma altına alınır. Korunmaya muhtaç çocuk tanımı
içinde, her birini o ortama iten nedenler farklı. Çocuğu koruma altına almak
için gerekli olan mahkeme kararı verilirken, her çocuğun farklı ihtiyaçları
olduğu bilinerek farklı programlar uygulanmalı.


KADIKÖY BELEDİYE BAŞKANI SELAMİ ÖZTÜRK:
VELAYETİ BİZE VERİN


Kadıköy'de sokakta yaşayan çocukların
çoğunluğu 18 yaş altında. İkinci bir grup da aileleri tarafından çalıştırılan
veya dilendirilen çocuklar var. Üçüncü bir grup var ki bunlar da aileleri
tarafından hırsızlığa yönlendiren 6-11 yaş arası çocuklar. Bu üç grubun da
ortak yönleri var. Kadıköy'de sokakta yaşayan çocukları İlkumut İstasyonu'na
alıyoruz. SHÇEK'ten pedagoglar var. Onlar çocukları ikna etmeye çalışıyor. Ancak
çocuklar birkaç gün sonra elini kolunu sallaya sallaya gidiyor.


Suça itilen çocuklara hiçbir işlem
yapılamıyor. Çocuk olduğu için gözaltında tutamıyorsunuz. Siz daha karakola
gitmeden avukatı arıyor. Bu sistemi oluşturanlar, yasal kısmı da iyi takip ediyor.
Hukuki savunma sistemlerini de oluşturmuşlar. Çocuğunun velayet hakkını kötüye
kullananların elinden bu hakları alınmalı ve çocuğu bir kuruma verilmeli.
Elimizde varolan kurumlarla birlikte sahip çıkalım bu çocuklara.


Çok idialı söylüyorum, önü alınmazsa
önümüzdeki 5-6 yıl içinde İstanbul'un birçok bölgesinde sokağa çıkılamayacak.
Bu yasayı çıkarmayanlar, hakimler, savcılar ve polisi de dahil olmak üzere
kimse çıkamayacak.


UMUT ÇOCUKLARI DERNEĞİ BAŞKAN YARDIMCISI LEYLA
KOÇ: BELEDİYELER SUÇ İŞLİYOR


Sokakta yaşayan çocuklarda başarı sağlamak
için önce onlarda güven duygusu uyandırmanız lazım. Onları nereye koyarsanız
koyun, size güvenmiyorsa ilk fırsatta yine sokağa dönecektir. Bizim yıllardır
burada karınca kararınca yürütmeye çalıştığımız küçük örnekler var. Bugün
onları silah zoruyla bile sokağa gönderemezsiniz, tiner kullandırtamazsınız.


Akran çalışmasını aktif olarak uygulayan tek
kurumuz. Bu çocuklar açısından güven çok önemli olduğundan, akran ağabeylerin
onları ikna etmesi daha kolay oluyor. Büyüyen çocukların bazıları, buradan
ayrılamadı ve akran ağabey olarak kalıp çalışmak istedi. Akran ağabeyler, daha
rahat iletişim kuruyor. Aynı şeyleri yaşamış olmak o çocuklarla aralarında bir
bağ kurulmasını sağlıyor.


Belediyeler kesinlikle suç işliyorlar. Belediyeler
Kanunu'na göre, belediye, sınırları içerisinde aç, yoksul, evsiz ve sokakta
yaşamak zorunda kalan insanlara bakmakla ve onların sorunlarını çözmekle
yükümlüdür. Park ve kaldırım yapmakla uğraşıyorlar ama asıl görevleri budur.
İtalya'daki belediyeler, kendi sınırları içindeki sokak çocuklarını istihdam
etmek için parklarda, bahçelerde ya da hayvan barınaklarında iş veriyorlar.
Bizde de böyle bir uygulama olabilir. Rehabilite edilmiş çocukları tekrar
kaybetmemek için başarılı sonuçlar verebilecek bir yöntem.


ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DEKANI
PROF. DR. NECMİ YAŞAR:


AİLELERİ MESLEK SAHİBİ YAPACAĞIZ


Sokak çocukları denildiği zaman herkesin
aklına anasız babasız çocuklar geliyor ama bu doğru değil. Çoğunun ailesi var.
Sorunun çözümü için, bu çocukların anne babalarıyla iletişim kurmak,
ebeveynleri çocuklarına karşı olumsuz davranışlardan caydırmak önemli bir
nokta. Pek çok aile çocuklarını gelir kaynağı olarak görüyor. Bir proje
üzerinde çalışıyoruz. Projemiz sadece sokakta yaşayan çocukları değil, onların
sokakta yaşamalarına neden olan ailelerini hedefliyor. Üniversite, Valilik ve
Belediyenin ortak yürüteceği bir proje. İşsiz ailelerin ekonomik sıkıntılar
yüzünden yaşadığı problemleri, onlara iş imkanları sağlayarak çözmeye
çalışacağız. Üniversitemizde, onlara yönelik meslek edindirme eğitimleri
vererek,


BİRGÜN 20.12.2004


 


SOKAĞIN KUCAĞINDA BÜYÜYENLER-2 :SAYILARINI
KİMSE BİLMİYOR


 


 


 


ilimizde bulunan işadamlarının da katkılarıyla
iş sahibi olmalarını sağlayacağız. Örneğin, yaşı biraz ilerlemiş bir anneyi
çocuk bakıcısı olarak eğitip, bu alanda çalışmasına yardımcı olabiliriz.





Responder Cotización




Copyright ©2009 PerfSpot.com LLC. Todos los derechos reservados.
Móvil | Haz de PerfSpot Tu Página Principal | Acerca de Nosotros | Contáctenos | Términos y Condiciones | Política de Privacidad | Cancelar Suscripción | Inquietudes y Consejos de Seguridad | Articulos | Anunciate con Nosotros | Sugerencias