PerfSpot Company Logo

లాగిన్ / ఇప్పుడు చేరండి



ఫోరం అంశము
DEVRIMCI YOL/Revolutionary Way > ETNIK > Ümit Bayazoğlu BIRGÜNDEN ALINTI

పై పోస్ట్ చేయబడింది 11/25/2007 12:45 PM


mustafaxx ..

Agos çalışanlarından Mayda Saris, 2001'den beri gazetesi için
yaptığı söyleşileri bir kitapta toplamış. "İzi Kalır Hatıraların"
adıyla Araş Yayınevi tarafından okura sunulan kitapta 30 söyleşi, 30
hayat hikâyesi var. Çok sayıda fotoğrafla desteklenen kitapta Ara
Güler, Rafi Portakal gibi bildik isimlerin yanısıra hiç bilmediklerimiz
çoğunlukta.


"İzi Kalır Hatıraların", bütünüyle bir Ermeni anılar antolojisi
değil, çünkü kitapta bazı Türkler de var. Mesela Asala tarafından
1984'te Viya-na'da öldürülen diplomat Enver Ergun'un eşi Ülkü Ergun ve
Kazım Karabekir'in kızı Hayat Karabekir gibi.


Mayda Saris'in izini sürdüğü hayat hikâyelerini okurken, ürünleriyle
çeşitli sanat dallarına damgasını vuranların; 1915 ve öncesi Ermeni
katliamlarına bizzat tanıklık edenlerin; Anadolu Ermeni kültürünün
izlerini bugüne taşıyanların; bastırılmış Ermeni kimliğiyle yetişkinlik
çağlarında yüzleşip ona sahip çıkanların; bireysel ve toplumsal
travmaların kendi hayatlarında açtığı yaraları sanat ve insan
sevgisiyle saranların; di-asporada ve Türkiye'de, ömür boyu memleket
hasretiyle yanıp tutuşanların anılarına ortak olacaksınız.


Kitap Ara (Güler) babamızın şu manidar sözleriyle başlıyor: "Bu
şehir niye benim şehrimdir bilir misin? Vatan millet Sakarya için
değil! Aşklarımı burada yaşamışımdır, filan köşede işemi-şimdir, şurada
dayak yemişimdir, orada bir herifi dövmüşümdür. İstanbul'da geçmişim
vardır, duvarlara benim kokum sinmiştir. İşte bunun adına 'vatan'
denir, anladın mı?"


Ardından Türkiye'nin en uzun ömürlü tiyatro dergisi Kulis'i 50
yıldır kesintisiz olarak çıkaran Hagop Ayvaz çıkıyor karşınıza. Onu
ressam Kristin Saleri'nin şu sözlerle başlayan acıklı söyleşisi takip
ediyor: "Doğum yerim Silivri'ye gittim, kütüğümü buldum. Silivri'nin
yarısı babamındı. Ailem kaçarken ardında büyük bir servet bırakmış.
Çiftlikler, atlar, uçsuz bucaksız araziler. Tapuları hâlâ bende saklı.
Yıllar önce dava açtık mülklerimizi almak için. Fakat ikinci duruşmada
eşim sırtından kurşunlandı. Böyle bir saldırıya uğrayınca, tabii ki
canımız daha kıymetli olduğundan işin peşini bırakmak zorunda kaldık."


Kitabın en genç konuğu Orlando Carlo Calu-meno, bir kartpostal
koleksiyoncusu. Osmanlı zamanı 1895-1919 yılları arasında Anadolu'da
posta kanalıyla dolanımda olan dört binden fazla kartpostal toplamış.
Baba tarafında İtalyan, ana tarafından Trabzon Ermenisi olan
koleksiyoncunun 17 yaşında başlayan bu merağı sonunda kitap olarak da
basılmış.


Diasporadan John-Barbara Chookasian (Çu-hasızyan) çifti, atalarının
müziğini keşfetmek amacıyla geldikleri özyurtlarında, kaybolmaya yüz
tutmuş ya da deforme edilmiş birçok ezgiyle dönmüşler Amerika'ya. John,
ana tarafından Muşlu, baba tarafından Çemişgezekli. "Binlerce yıllık
bir Sivas türküsü olan Ah Nişan Ah Nı-şan'ın sözleri 'Malatya, Malatya
bulunmaz eşin' olarak değiştirilmiş. Babam, dedesinin Sivas'ta bu
ezgiyle dans ettiğini anlatırdı" diyen Barbara ise malum, Sivaslı.


Yine diasporadan Osep Tokat, bir Türkiye ziyaretinde Antep'e gitmiş.
Girdiği bir dükkânda "buralarda Ermeni eseri bulmak mümkün mü" diye
sormuş. Yaşlı bir adam ona şu karşılığı vermiş: "Hangisi Ermeni eseri
değil ki?"


"Soyadınız neden Tokat" sorusuna verdiği karşılık ise şöyle: "Soyadı
kanunu çıktığında, Ermenilerin eski soyadlarını almalarını yasaklamış
hükümet. Nüfus memuru dedem ve babama bir liste uzatmış, kendilerine
bir soyadı seçsinler diye. Onlar da 'Tokat'ı uygun görmüşler, Bu
soyadıyla, yediğimiz tokatı hep hatırlarız demişler. Böylece hem
annemin hem de babamın ailesi aynı soyadını almış."


Vergi rekortmeni bir işadamının eşi olan Mo-nik Ergan ise Adapazarı
Ermenilerinden. Ailesi o bahtımızı karartan yıl Adapazarı'ndan Konya'ya
sürülmüş. Ninesi Zaruhi Misakyan, babasını eteğinin altında saklayarak
İstanbul'a kaçırmayı başarmış. Fakat o kargaşada, evli olan kızı ve
torunları Konya'da kaybolmuş, bir daha onları hiç görememişler.


Bir inşaat mühendisi olan Vahe Lusarar, 1952 yılında çalıştığı
şirket tarafından Anadolu'ya gönderiliyor. 10 yıl sürecek bu çalışma
sırasında bir gün yolu Kayseri'ye düşer. "Kayseri'de nalburlar
çarşından çivi alıyorum. Sıra fatura yazmaya geldiğinde adımı sordu
dükkâncı. Ermeni olduğumu anladı, beni kolumdan tutup dışarıya
sürükledi. 'Bak' dedi, 'şu dükkânları görüyor musun? Burası baştan
aşağı Ermeni çarşısıdır, burada herkes Ermeni, ama kimse bilmez.'Âdeta
küçük dilimi yutmuştum."


Sonraki yıllarda İzmit'e gelen, Lassa, Seka, Petkim gibi şirketlerde
çalışan Vahe Lusarar.o kilise korosundan talimli sesiyle birgün banyoda
şarkı söylerken, "keşfedilir". Ondan sonra İzmit'te düzenlenen tüm
eğlencelerin baş solisti olur: "Artık baloların gözdesi bendim. Henüz
Pavarotti ortada yokken, İzmitliler ilk kez benden dinlediler O Sole
Mio'yu.


Ressam, yazar, oyuncu, gazeteci olan Bercuhi Berberyan anlatıyor:
"Kadın namaz kılıyor, bir yandan haç çıkartıyor, başı örtülü ama
bayramımızı Hristos Haryav i Merelots (İsa ölülerden dirildi) diye
Ermenice kutluyor. Hiç aklım almıyordu doğrusu. Annemle karşılıklı
oturup sessizce kahve içerlerdi. Kendimi tuhaf hissederdim o kadının
yanında, hatta ürkerdim ondan. Bize gelmesini istemezdim. 'Sus kızım
sus, o kılıç artığıdır' derdi annem."


Geçen yıl televizyonda Siyaset Meydanı'na çıkan ve bir çırpıda
İstanbul'un tüm iskelelerini sayarak hafızasıyla herkesi şaşırtan
Hermine Kalfayan da Trabzonlu. "Güzelim Trabzon bir anda cehenneme
dönmüştü. Ailecek kentten kaçıp Kaymaklı Manastırı'na sığındık, birkaç
yüz Ermeni ile birlikte. Babam yabancı gemilerden biriyle kaçmayı
planlıyordu. Bunun tehlikeli olduğunu düşünenler orada kaldı. Biz
Trabzon'dan ayrılan son gemiye binmeyi başardık. Gemi Amerikan bayrağı
çektiği için bir Türk savaş gemisi mayın dökülmüş denizde bize refakat
etti. Manastırda kalanların hepsi yaşamını yitirdi ne yazık ki."





ప్రత్యుత్తరము కోట్

పై పోస్ట్ చేయబడింది 11/25/2007 12:50 PM


mustafaxx ..

దీనికి సమాధానము: mustafaxx ..




Oğuzhan Müftüoğlu


Türkiye neredeyse tümüyle televizyon dizilerine teslim olmuş
vaziyette. Hangi kanalı açsanız çeşit çeşit yerli dizilerle dolu. Son
dönemlerde yakın tarihlerde yaşanmış olayları kıyısından kenarından da
olsa işleyen diziler de yayınlanıyor. Kızımın "baba bak sizi anlatıyorlar" diye
uyarılarına karşın pek de iyi bir dizi izleyicisi olmadığım için
bunların içeriği konusunda fazla bir şey söyleme imkânım yok. Ancak
yakın geçmişimizde yaşadığımız çok önemli olaylar konusunda neredeyse
hiçbir şey bilmeyen hafızasız bir neslin bugün Türkiye'nin kaderini
elinde tuttuğunu göz önüne alacak olursak, hiç yoktan iyidir diye
düşünüyorum.




***

Geçen gün tezkere haberlerini takip etmeye
çalışırken onlardan birine takıldım. Üniversite kantini gibi bir yerde
aralarında konuşmakta olan gençlerden biri "duydun mu, İmran Öktem ölmüş, yarın cenazesinde dinciler olay çıkaracakmış" gibi
bir şeyler anlatıyordu. O dönemde Yargıtay başkanı olan İmran Öktem'in
adli yıl açış konuşmasında ülkedeki gerici akımlar ve laiklik konusunda
söylediği sözlere dinci çevrelerin tepki göstermesi arkasından meydana
gelen olaylar anlatılıyordu. Maltepe camiinde yaşanan olaylar, İmamın
Öktem'in cenaze namazını "dinsiz" diyerek kıldırmayı
reddetmesi, İnönü'nün tepkisi, cami çıkışında üst rütbeli bir subayın
İnönü'yü korumak için tabancasını çekerek müdahale edişi, sonraki
günlerde gerçekleştirilen büyük yürüyüş vb... Sonra canlandırma
sahnelerle arşiv kareleri bir birine karıştı. İşte, Uğur orada yürüyor,
hocalar cüppeleriyle ön sırada yürüyorlar. Bugünün muktedirleri içinden
birileri de camiyi basan dinci grupta mıydı, beni oraya kim götürmüştü,
nasıl gitmiştik, hiç hatırlamıyorum ama, işte bizler de hep
oralardaydık. Bu yüzden belki, diziyi izlerken bir ara kendimi
neredeyse dizi oyuncusu gibi hissettim desem yalan olmaz. Burada
hatıralar siyah beyaz, canlandırma ise renkli. Oysa, tersi olmalıydı;
aslolan hayat değil mi?


***

Türkiye solunda Kemalizmin etkisinden sıkça söz edilir. Bir
etki kuşkusuz vardır. O dönemde devrimci gençlik hareketinin çizgisinde
anti-emperyalizm ve bağımsızlıkçılık belirleyici bir rol taşıyordu.
Türkiye'yi yöneten sağcı iktidarlar ve onların dayandığı gerici
çevreler üzerindeki Amerikan etkisi çok belirgindi. Gerici ve dinci
akımların sola karşı kullanılmak üzere güçlendirilmesinin Amerikan
emperyalizminin politikalarından kaynaklandığını düşünüyorduk. (Bunun
hiç de yanlış olmadığı bugün daha iyi görülüyor.) Bu bakımdan genel
olarak sol hareket ve devrimci gençlik hareketi üzerinde bağımsızlıkçı
yönü abartılmış bir Kemalizm etkisi elbette tartışılmaz. Ancak ben son
dönemlerde yapıldığı gibi, bu konuda kompleksif bir şekilde tersine
savrulan ve emperyalizm ve bağımsızlık sorununu atlayan bir tavrın da
sol açısından hiç de doğru olmadığını düşünüyorum.


***

Aslında tezkereyi yazacaktım. Ama zaten tezkere konusu da
televizyon dizilerine döndü. Aklı başındaki herkes bugün ülkenin karşı
karşıya bulunduğu sorunların çözümünün Ortadoğu bataklığına girilerek
çözülemeyeceğini açıkça görebiliyor. Ama "terör" bahanesiyle
yaratılan toz duman içinde herkes (önlemeye çalıştıkları "terör"ün
amacının da aynı olduğunu göremeyecek kadar) aklını yitirmiş gibi.


Oysa ortadaki gerçek sorun ne "terör" ne sadece "Kürt sorunu" ne
de başka bir şey. Gerçek sorunun adı, daha doğrusu başta Kürt sorunu
olmak üzere sorunları çözümsüzlüğe sürükleyen sorunun adı, Amerika'nın
Büyük Ortadoğu projesinden başka hiçbir şey değil.


Bu yüzden tezkerenin uygulanmasının hiçbir şeyi çözemeyeceği ne
kadar doğru ise, bugün tezkerenin uygulanmasına da savaşa da hayır
demenin sorunların çözümü için yeterli bir politika olmadığı da bir o
kadar açık bir gerçek sayılmalı. Çünkü bakın zaten Bush da 'tezkereye
hayır' diyor!


Sanırım çözümsüz gibi görünen bu paradokstan kurtulmanın yolu, Kürt
sorunu başta olmak üzere, tezkere, gericilik, AKP, liberalizm vb
ülkenin karşı karşıya bulunduğu bütün sorunlar konusundaki
politikaların emperyalizmin dünya ve bölge politikalarıyla ilişkisi
içinde ve ona karşı bir temel üzerinde kurulabilmesinden geçecek.





ప్రత్యుత్తరము కోట్




Copyright ©2009 PerfSpot.com LLC. అన్ని హక్కులు రిజర్వు చేయబడినవి.
మోబైల్ | పెర్ఫ్స్పోట్ ను హోమ్పెజ్ గా మార్చుకో | మా గురించి | మమ్మల్ని సంప్రదించండి | షరతులు & నిబంధనలు | ఏకాంత విధానము | అన్ సబ్ స్క్రైబ్ | సఫేటి కన్సేర్న్స్ మరియు టిప్స్ | ఆర్టికల్స్ | మాతో ఎద్వర్తిజ్ చేయండి | సలహాలు