PerfSpot Company Logo

Login / Join Now





Albums
View All







Members
View All







Videos: OTTOMAN EMPIRE
View All







Forums
Create New Forum


ForumsTopicsRepliesLast Post

OSMANLI ÝMPARATORLUÐU'NU ANLAMAK
Osmanlý Ýmparatorluðu tarihin gerçek anlamdaki son üniversal, yani beynelmilel, cihanþümul imparatorluðudur. Akdeniz havzasýndaki üç tarihî imparatorluktan birini kuranlarýn torunlarý ve çocuklarýyýz. Osmanlý’nýn tarihini, kimliðini bilmek ve anlamak kolay deðil; bütün etrafýmýzý, yani yeryüzünün en esaslý uygarlýklarýný tanýmamýz, incelememiz, Osmanlý’nýn kurumlarýný, anlayýþýný, olaylara bakýþýný bilmemiz lazým. Osmanlý’yý tanýdýkça, araþtýrdýkça, okudukça kendimizi daha çok sevecek ve tarihimize daha çok ýsýnacaðýz...(Ýlber ORTAYLI)
11When: 7/12 11:13p

In: Osmanlý Ýmparatorluð..

By: metin tr

SULTAN FATÝH
Fatih Sultan Mehmet, Ýstanbul’u kuþattýðý sýralarda taraflar birbirine elçiler göndererek isteklerini bildirirler. Fatih’in Bizans Ýmpartoruna gönderdiði elçi, Ýstanbul’u fethedeceklerini ve yaðma için iki gün tanýyacaklarýný bildirir. Bizans Ýmparatorunun Fatih’e gönderdiði elçi ise, bugüne kadar çok kiþinin burayý kuþattýðýný, ama hiç kimsenin Ýstanbul’u alamadýðýný, bu hayalden vazgeçmesini bildirir ve imparatorun alaycý þekilde söylediði þu cümleyi iletir: “Hiç bir hayal Ýstanbul kadar büyük olamaz.” Fatih ise bunun üzerine þu tarihe geçen cümlesini söyler: “Benim düþündüðümü siz hayal bile edemezsiniz.”
10When: 7/12 6:00a

In: Fatih: "Bardaðýn içi..

By: Bilal Fındıkçı

OTTOMAN EMPIRE
The Ottoman Empire (Ottoman Turkish: دولت عالیه عثمانیه Devlet-i Âliye-yi Osmâniyye, Turkish: Osmanlý Ýmparatorluðu, also known as the Turkish Empire or Turkey by its contemporaries, see the other names of the state) (1299 to 1922), was a multi-ethnic and multi-religious Turkish ruled state which, at the height of its power (16th – 17th centuries), spanned three continents (see the extent of Ottoman territories), controlling much of Southeastern Europe, the Middle East and North Africa, stretching from the Strait of Gibraltar (and in 1553 the Atlantic coast of Morocco beyond Gibraltar) in the west to the Caspian Sea and Persian Gulf in the east, from the edge of Austria, Slovakia and parts of Ukraine in the north to Sudan, Eritrea, Somalia and Yemen in the south. The overseas territorial acquisitions of the Ottoman Navy further expanded the extent of the Ottoman sphere of influence on distant lands in both the Indian and Atlantic oceans, such as the addition of Aceh (1569) as a vassal state to the Ottoman Empire, and temporary occupations like those of Lanzarote (1585)[1], Madeira (1617)[2], Vestmannaeyjar (1627)[3] and Lundy (1655-1660) The empire was at the centre of interactions between the Eastern and Western worlds for six centuries. With Constantinople (today known as Istanbul) as its capital, the Ottoman Empire was in many respects an Islamic successor to earlier Mediterranean empires — namely the Roman and Byzantine empires — filling the centuries-old power vacuum left behind by them in roughly the same territories around the Mediterranean Sea, while adopting their traditions, art and institutions; and adding new dimensions to them. The Turkish Bath which has its origins in the Roman Bath, Ottoman classical music which was largely inspired by Byzantine church hymns, and Ottoman mosques which were greatly influenced by the design of the Hagia Sophia, a Byzantine cathedral, are only a few examples. As such, the Ottomans regarded themselves as the heirs to both Roman and Islamic traditions, and hence rulers of a "Universal Empire" through this "unification of cultures".[5] In the course of its lifespan, it undertook, more than once, programmes of both Islamisation and modernisation (reform), blurring the difference between the West and the East.[6] The golden age of the Ottoman Empire was during the reign of Suleiman the Magnificent in the 16th Century. This could be observed in many different fields, such as the architectural masterpieces of Koca Mimar Sinan Aða, and the domination of the Mediterranean Sea by the Ottoman Navy, led by Barbarossa Hayreddin Pasha. The Ottoman Empire reached its territorial peak in the 17th century. It developed its own distinctive culture, from a diverse system of Millets to a multi-ethnic state (see Ottomanism); which was influential in both Europe and the Muslim lands.[7] The empire was the only Islamic power to seriously challenge the rising power of Western Europe between the 15th and 19th centuries. It steadily declined during the 19th century and met its demise after its defeat in the Middle Eastern theatre of World War I. In the aftermath of the war, the Ottoman government collapsed and the empire's lands were partitioned. Following the victory of the Turkish revolutionaries led by Mustafa Kemal Atatürk at the Turkish War of Independence, the Ottoman Sultanate was abolished on November 1, 1922. The last Ottoman Sultan, Mehmed VI Vahideddin, left Istanbul on November 17, 1922. Turkey was declared a republic on October 29, 1923.
11When: 7/12 11:08p

In: EMPIRE OSMANLI DEVLE..

By: metin tr

BÝRLÝKTE YAÞAMA MODELÝ
Dünyanýn en sorunlu bölgesi olan Ortadoðu'nun mevcut yapýsý incelendiðinde bu uygulamayý gerçekleþtirecek tek devletin Osmanlý'nýn mirasçýsý olan Türkiye Cumhuriyeti olduðu görülmektedir. Türk Milleti'nin önderliðinde kurulacak olan bu sistem geçmiþte bölgeye nasýl bir refah getirdiyse, bugün de ayný refah ve barýþ ortamýný oluþturacaktýr. Osmanlý Ýmparatorluðu dünyanýn 1/3'ünden büyük topraklarýnda hüküm sürmüþ gerçek bir dünya devletidir. Bugün ayný topraklarda 70'in üzerinde devlet yaþamaktadýr. Osmanlý dönemi; yönetimi altýnda yaþamýþ her dinden her soydan insan için bir mutluluk devridir. Yahudisi, Hýristiyaný ve Müslümaný altý yüzyýlý aþkýn bir süre barýþ ve huzur içinde yaþamýþlar, hiçbiri inancýndan veya kimliðinden dolayý haksýzlýða uðratýlmamýþtýr. Osmanlý'nýn 1900'lü yýllarýn baþýndan itibaren güç kaybetmesiyle özellikle farklý din ve milletlere mensup insanlarýn yoðun olarak bulunduðu Ortadoðu, Balkanlar ve Kafkasya'da karmaþa baþlamýþtýr. Bu karmaþanýn þiddeti giderek artmýþ, son 30 yýldýr da çatýþma ve savaþlar baþlamýþtýr. Günümüzde de devam eden bu kaos tüm gayretlere raðmen sona erdirilememiþtir. Özellikle Yahudilik, Hýristiyanlýk ve Ýslamiyet açýsýndan kutsal sayýlan Ortadoðu'da, bilhassa Filistin'de karýþýklýk her geçen gün artarak devam etmekte, gazete ve televizyonlarda her gün bu bölgede ölen insanlarla ilgili haberler yer almaktadýr. Oysa 400 yýlý aþkýn bir süre Osmanlý Ýmparatorluðu'nun yönetimi altýnda bulunan Filistin'de hiçbir karmaþa ve karýþýklýk yaþanmamýþtýr. Farklý Ýnanç ve Kültürlere Saygý Prensibi 1514 yýlýnda Yavuz Sultan Selim'in Kudüs'ü ve civarýný fethi ile birlikte, Filistin'de yaklaþýk 400 yýl sürecek Osmanlý yönetimi baþlamýþtýr. Osmanlý yönetimi; dünyanýn 1/3'ünde olduðu gibi, Filistin'de de barýþý, istikrarý ve "farklý inançlarýn birarada yaþamasý"ný saðlamýþtýr. Osmanlý Ýmparatorluðu, "millet sistemi" adý verilen bir düzenle yönetiliyordu ve bu sistemin en temel özelliði, farklý inançlara sahip insanlara, kendi inançlarýnýn ve hatta hukuklarýnýn gerektirdiði þekilde yaþama imkaný tanýmasýydý. Müslümanlarýn yaný sýra Kuran'da "Kitap Ehli" olarak tanýmlanan Hýristiyanlar ve Yahudiler, Osmanlý topraklarýnda hoþgörü, güvenlik ve özgürlük buldular. Bunun en büyük nedeni, Osmanlý'nýn Müslümanlar tarafýndan yönetilen bir Ýslam devleti olmasýna karþýn, tebasýný zorla Ýslamlaþtýrmak gibi bir amaca sahip olmamasýydý. Aksine, Osmanlý devleti, gayrimüslimlere de güvenlik ve huzur saðlamayý, onlarý adaletle ve Ýslam idaresinden razý olacaklarý þekilde yönetmeyi hedefliyordu. Osmanlý yönetimindeki Filistin'de yaþayan Hýristiyan ve Yahudiler hiçbir zaman dinen bir zorlamaya maruz kalmamýþlar, baðlý olduklarý dinin gereklerini rahatça yerine getirme imkanlarý hiçbir zaman ellerinden alýnmamýþtýr. Aksine Osmanlý Devleti, gayrimüslimlere de güvenlik ve huzur saðlamayý, onlarý adaletle ve Ýslam idaresinden razý olacaklarý þekilde yönetmeyi hedefliyordu. Oysa ayný dönemlerde dünya üzerindeki diðer büyük devletler çok daha katý, baskýcý ve müsamahasýz bir yönetim anlayýþýna sahipti. Ýspanya Krallýðý, Ýber Yarýmadasý'nda Müslümanlarýn ve Yahudilerin varlýðýna tahammül edememiþ ve her iki topluma karþý büyük bir vahþet uygulamýþtý. Diðer pek çok Avrupa ülkesinde Yahudilere sadece "Yahudi" olduklarý için baskýlar uygulanýyor, hatta zaman zaman toplu katliamlara hedef oluyorlardý. Yahudiler Osmanlý'ya Neden Sýðýndý? Hýristiyanlar o dönemde, birbirlerine karþý bile tahammülsüzlerdi; Katolik ve Protestanlar arasýndaki çatýþmalar, 16. ve 17. yüzyýl boyunca Avrupa'yý kan gölüne çevirdi. 1618-1648 yýllarý arasýnda yaþanan "30 Yýl Savaþlarý", temelde Katolik-Protestan çatýþmasýnýn bir sonucuydu. Bu savaþ sonucunda Orta Avrupa adeta bir harabeye dönmüþ, milyonlarca insan hayatýný kaybetmiþtir. O dönemlerde hayatýndan endiþe eden Yahudiler, can ve mallarýný koruyacaklarýndan emin olduklarý Osmanlý Ýmparatorluðu'na sýðýnmýþlardýr. Yine o dönem düþmanlarýnýn baskýsýndan ve zulmünden çekinen Hýristiyan padiþah ve krallar; çareyi Osmanlý Ýmparatorluðu'nun korumasý altýna girmekte bulmuþlardýr (Harun Yahya, Türk'ün Dünya Nizamý) . Osmanlý dönemi, Ortadoðu topraklarýna huzur, bolluk ve refah getirmiþ, her üç dinin merkezi konumundaki Kudüs, tarih boyunca en uzun istikrar dönemini Osmanlýlar zamanýnda yaþamýþtýr. Hýristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanlar tüm mezhepleri ile birlikte, kendi inançlarý doðrultusunda, diledikleri gibi ibadetlerini yerine getirmiþler, kendi örf ve adetlerini yaþamýþlardýr. Bunun nedeni de Osmanlý'nýn ele geçirdiði bölgelere nizam, adalet, barýþ, refah ve hoþgörü götürmeyi Ýlahi bir görev sayan bir anlayýþla yönetilmesidir. Ortadoðu'da Çözüm Osmanlý'nýn Dönüþü Kendi kimliðinde olmayanlara baský uygulamak barýþý getirmemekte aksine huzursuzluðun her geçen gün artmasýna neden olmaktadýr. Yapýlacak tek þey; Allah'ýn emrettiði ve Osmanlý'nýn yaptýðý gibi "adaleti ayakta tutmak, farklý din ve milletlere mensup toplumlarýn kimliklerini deðiþtirmeye çalýþmadan onlara ve inançlarýna saygý göstermektir. Bu, "Osmanlý millet sisteminin yeniden hayata geçirilmesi" demektir ve sorunun tek çözümüdür. Ancak bu sistem tesis edilirse bölge halklarý huzur ve barýþ içinde bir hayat yaþayabilirler. Bölgenin mevcut yapýsý incelendiðinde bu uygulamayý gerçekleþtirecek tek devletin Osmanlý'nýn mirasçýsý olan Türkiye Cumhuriyeti olduðu görülmektedir. Türk Milleti'nin önderliðinde kurulacak olan bu sistem geçmiþte bölgeye nasýl bir refah getirdiyse, bugün de ayný refah ve barýþ ortamýný oluþturacaktýr.
00N/A

FATÝH
Fatih Sultan Mehmet döneminde yapýlan fetihlerle imparatorluk üç kýtaya yayýlmýþ, Ýstanbul'un fethi ise bir çaðýn kapanýp, yeni bir çaðýn açýlmasýna neden olmuþtur. Bu fetih Osmanlý'da olduðu gibi, Avrupa tarihinde de bir dönüm noktasýdýr. Ýstanbul'u olaðanüstü bir askeri deha ile fetheden ve böylelikle dünyada bir çaðý deðiþtiren Fatih, gittiði her yeni ülkeye Ýslam'ýn adaletini ve hoþgörüsünü götürmüþtür. Fatih Sultan Mehmet'in kitap ehline karþý olan hoþgörüsü günümüze kalan birçok anlaþmalarla da belgelenmiþtir. Onun Ýslam ahlakýndan kaynaklanan hoþgörüsünden Hýristiyan, Yahudi, Ermeni, Süryani her dine mensup insan payýný alýyordu. Bu nedenle Fatih'in padiþah olduðu süre boyunca birçok yabancý millet onun yönetimi altýna girmekten büyük bir memnuniyet duymuþtu. Bizanslý yönetici Büyük Düka Notaras'ýn "Bizans'ta Latin þapkasý görmektense, Türk sarýðý görmeyi tercih ederim" þeklindeki sözü de bu gerçeði teyit eder niteliktedir. Fatih Sultan Mehmet'in Ýstanbul'u fethi, ilk baþlarda gayrimüslim halk arasýnda büyük bir korkuya neden olmuþtur. Baskýlara ve saldýrýlara maruz kalacaklarýný düþünen bu kiþilerin büyük bir bölümü ya firar etmiþ ya da Ayasofya'da toplanmýþtýr. Ancak Fatih Sultan Mehmet onlara hoþgörü ve adaletle yaklaþmýþ, her türlü korkudan uzak olarak evlerine dönmelerini ve iþleriyle rahat bir þekilde uðraþmalarýný istemiþtir. Onlara dinleri konusuda hiçbir baský yapmamýþ, aksine birçok din mensubunu büyük bir hoþgörüyle karþýlayarak, dinlerini rahatça yaþayabilecekleri bir ortam hazýrlamýþtýr. Sarayda Müslüman ve Hýristiyan bilginler yan yana yaþamýþ ve her türlü ilmi konuyu büyük bir müsamaha ile tartýþmýþlardýr. Fatih Sultan Mehmet, Hýristiyanlýðý bir Hýristiyan aracýlýðýyla tanýmaya çalýþmýþ ve Patrik'e Ýsa cemaatine bir "temin-i hukuk" (modus-vivendi) tesis ettiðini belirten bir ferman vermiþtir. Fatih, Patrikhane'ye çok geniþ imkanlar tanýmýþ, böylece Patrikhane ilk defa Türkler zamanýnda bir muhtariyete kavuþmuþtu. Batý ve Doðu kaynaklarýndan yararlanarak fermanýn bir örneðini yayýnlayan tarihçi Hammer, Padiþah'ýn, Patrik'e gönderdiði beratta þunlarýn yazýlý olduðunu belirtmektedir: "Kimse Patrik'e tahakküm etmesin: kim olursa olsun, hiçbir kimse kendisine iliþmesin: Patrik ve maiyetinde bulunan büyük rahipler, her türlü genel hizmetlerden süresiz olarak affedilmiþ olsunlar." Fatih Sultan Mehmet fethin ardýndan hemen gayrimüslim azýnlýklarýn hukuki haklarýyla ilgilenmiþ ve Rum-Ortodoks Patrikliðine Gennadius'u getirerek, onlarla bir anlaþma yapmýþtýr. Galata'da yaþayan kitap ehliyle yaptýðý anlaþmada ise, Galata kiliselerine el konulmayacaðý, mescid haline getirilmeyeceði, ibadetlerine karýþýlmayacaðý ve hiçbir gayrimüslimin zorla Müslüman yapýlmayacaðý teyit edilmektedir. Ayný döneme ait bir baþka anlaþmada ise ruhani reislerin bundan önce nasýl "metropolit" sýfatý taþýyorlarsa, öylece devam etmelerine izin verildiði görülmektedir. Fatih Sultan Mehmet, Hýristiyanlýðýn yanýsýra Yahudilerin haklarýna da sahip çýkmýþtýr. Onlara da Hahambaþýlarý liderliðinde kendi havralarýna sahip olma ve dini hizmetlerini serbestçe yürütme hakký tanýmýþtýr. Fatih Sultan Mehmet, Osmanlý döneminin ilk Hahambaþýsý olan Moþe Kapsali'yi huzuruna davet ederek, kendisine iltifatta bulunmuþ ve Yahudilere ait davalarý görmek için bir ferman vermiþtir. Fatih Sultan Mehmet'in Ýstanbul'u fethiyle baþlayan bu ilerleme, Fatih'ten sonra gelen padiþahlar tarafýndan da devam ettirilmiþtir. Osmanlý ordularý iki kez Viyana kapýlarýna dayanmýþ, Sýrbistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Eflak, Boðdan baþta olmak üzere Balkanlar baþtan sona fethedilmiþ, Macaristan Osmanlý himayesine girmiþ, Osmanlý denizlere açýlmýþ, Karadeniz Türk gölü haline getirilmiþ, Mora yarýmadasý, Rodos, Girit, Sakýz gibi birçok Ege adasý alýnmýþ, Kafkasya ele geçirilmiþ, Baðdat, Tebriz, Yemen, Suriye, Irak, Lübnan, Mýsýr, Filistin, Kudüs, Fas, Tunus, Cezayir, Doðu Anadolu, Baharat Yolu, Lehistan gibi daha pek çok yer Türk topraðý haline gelmiþtir. Fethedilen tüm bu topraklarda her dinden ve her görüþten insan barýþ ve hoþgörü içinde yaþamýþ, hiçkimseye dininden, dilinden ya da ýrkýndan dolayý zulmedilmemiþtir. Aksine farklý inançlara, geleneklere, törelere sahip insanlar, aralarýnda hiçbir anlaþmazlýk olmadan, Osmanlý'nýn adil yönetimi altýnda huzur içinde senelerce birarada yaþamýþlardýr. Ýþte böyle bir adaletin ve hoþgörünün hüküm sürdüðü bir toplum, günümüzde en çok özlenilen toplumdur. Bunun için de tek çözüm Türk-Ýslam ahlakýný eksiksizce yaþamaktýr. Yukarýdaki örneklerde de görüldüðü gibi Kuran ahlakýný yaþayan yöneticiler ve onlarýn önderlik ettiði toplumlar tarihte çok büyük bir refah içerisinde hüküm sürmüþlerdir. Kuran'da emredilen ahlak yaþandýðý için, en üst kademedeki yöneticiden sýradan esnafa kadar, herkesin adaletli, merhametli, hoþgörülü, sevgi dolu, saygýlý, affedici, dürüst olmasý, toplumlara huzur ve barýþ getirmiþtir. Böyle bir huzur toplumunun tekrar oluþmamasý için hiçbir neden yoktur. Gereken tek þey insanlarýn önce kendilerinden baþlayarak Türk-Ýslam ahlakýný yaþamaya niyet etmeleri, daha sonra da insanlar arasýnda ayný ahlaký yaymak için gayret göstermeleridir.
00N/A




OTTOMAN EMPIRE





Founded: 5/1/2007
Members: 392




Join Group



 







PerfBoard
View Your Posts | Post | View All


5/22 1:38p
LÜTFEN DİKKAT EDELİİ..
RaİSTLİN MaJERE

2/24 4:55a
Kosovo is heart of S..
Spirit Chaser














Copyright ©2010 PerfSpot.com LLC. All rights reserved.
Mobile | Make PerfSpot your Home Page | About Us | Contact Us | Terms & Conditions | Privacy Policy | Unsubscribe | Safety Concerns and Tips | Articles | Advertise with Us | Suggestions