PerfSpot     
Login / Join Now        International







Members
View All







Videos: DÜNYA TÜRK BİRLİGİ MÜCADELESİ
View All







Forums
Create New Forum


ForumsTopicsRepliesLast Post

türk gibi sev
Ayşem Ayşem; Kimi Anna'ya, Bella'ya, kimi Maria'ya, kimi de kızıl saçlı Nataşa'ya yazdı. Oysa ben bir Türk yiğidiyim. Türk'e sevdalı olduğum için Ayşem, sana yazıyorum. Ben seni, Kongo'da ölen sevgilisini İstanbul'da arayan Teksas'lı bir dişi gibi değil, aşk eşittir burjuva güzellerini diskoteklerde arayan züppeler gibi değil, hele; kafalarındaki kirli duyguları Nataşa adlı Rus kızında sembolleştirip, kızıl ruble arayanlar gibi aramıyorum Ayşem. Ben seni, belki bir ana ceylanın vurulmuş yavrusuna su aradığı gibi, belki bir Anadolu delikanlısının kaçırmak için güzel Zeynebini; gecenin alaca karanlığında aradığı gibi seni arıyorum Ayşem. Ama, muhakkak bütün iyilikleri, bütün güzellikleri, bütün özlemlerimi sende bulacağımı bilerek, engin denizin kudurmuş dalgaları gibi önümdeki engelleri teker teker aşarak, Yüce Allah'ın, Yüce Allah'ın izniyle seni arıyorum Ayşem. Seni kaybettiğim dünyalarda bulmak istiyorum. O dünya; Hz. Fatih'in kılıcının altın kakması, Estergon dönüşünün gönülleri yakması, veyahut Tuna'nın bir ıtri bestesinde musuki gibi çağlayıp akması olabilir. Geçtiğim yıllardaki parlak aynalar geleceğimi aydınlatır benim. Bir elim geleceğin milliyetçi Türkiye'sindeyse, Yavuz'un beyaz atının yelesindedir bir elim. Seni kaybettiğim ve şimdi aramaya çıktığım dünyalarda Ayşem; ne meyhane tezgâhları ardında mum gibi yanıp sönen kızlarımın gözlerinin karası, ne yoksulluktan ve fakirlikten ölen yiğitlerimin verdiği yürek yarası, ne de başı kabak, yalın ayak dolaşan insanımın ciğerlerini Hilton gecelerinde içkilerine meze yapıp yiyen kahpelerin ağız kavgası var. Seni kaybettiğim ve şimdi aramaya çıktığım dünyalarda; bir Kur-an, bir Kılıç ve bir Bozkurt üçünün ördüğü koca bir dünya, koskoca bir tarih var Ayşem. Tut ki; seni karanlığın ta ötesinde bir yere hapsetsinler. Ömründe güneşi hiç görmeyeceksin. Ama ben, o güneşi yanıma aldım, seni kurtarmaya geliyorum Ayşem. Ne Sezar, ne Hitler, ne pos bıyıklı Stalin, ne de ,ne de fare suratlı Mao; çözemez, çözemez, çözemez senin derdini Ayşem. Senin derdini, batılılık delisi sömürge aydınları, Robert Koleji mezunu özgürlük budalaları ve kafalarını çirkin kapitalistlere satmış devekuşları da çözemez. Senin derdini Ayşem; senin gibi konuşan, senin gibi düşünen, senin gibi yaşayan, velhasıl kelam bizler; Ülkücüler çözeriz senin derdini. Anamın anlattığına göre; koca Türk dünyasının küçük bir köyünde doğmuşum. Senin için doktor ya da ilaç, ekmek ya da su neyse, benim için milli devlet, Kızıl Elma ülküsü odur. Sen, sen benim için; Kırım'lı bir Keh, Azerbaycan'lı Aybala, Yerköy'lü Fadime, hepiniz, hepiniz bizim için birsiniz. Çünkü bizim kanunumuzda; akvaryumlu meyhanelerde sevgilinin kömür karası gözlerine şiir yazmak yok!... Biz çok dağ erittik. Ülkü denen nazlı gelinin duvağında, sülün gibi kızların gözbebeğine Ayşem. Bizim kanunumuzda; geri bıraktırılmış insanımızı, esir milyonlarca soydaşımızı tutsaklıktan kurtarmak için, bu geri kalmışlığa son vermek için; birlikte, birlikte mücadele etmek var. Bu, bu ne benim sana ağlayarak, ne de dizlerine kapanarak bir yalvarışımdır. Bu, parmakları çelikten, yürekleri Estergon demirinden; yüzbinlerce, milyonlarca Müslüman Türk Ülkücüsünün sana, sana durdurulmaz emridir.
00N/A

dünya türk birliginin önemi
Yeni TÜRK DÜNYASI Düzeni (1) Oğuz Karahan oguz@turan.tc Türk takviminin Çinlilerce kabul edilişinin 4640’ıncı yılına girdiğimiz bu günlerde; bir millet olarak dünyanın en geniş yüz ölçümlü topraklarına hükmeden ve buna rağmen yabancı yönetimler altında yaşama savaşı veren milyonlarca soydaşı daha bulunan Türklerin, önümüzdeki yıllarda dünyanın siyasi,iktisadi ve coğrafi şartlarında yapacağı değişiklikleri düşünmek Türk Birliği’ni candan isteyenlerin gönüllerini sarhoş etmektedir. Konuya yabancı olanlar veya bu fikre bir takım ideolojik sebeplerle düşman olanlar,neden Türk Birliği’ni arzuladığımızı merak edebilir.Tarihte çeşitli zaman aralıklarıyla iki kez gerçekleşen ve her gerçekleştiğinde dünya tarihini kökten etkileyen gelişmeleri doğuran Türk Birliği,geçmişine sıkı sıkıya bağlı olan Türklerin bir kez daha fakat bu kez kıyamete kadar sürecek dünyaya hakim ve sözü geçen millet olma arzusunun dışa yansımasıdır.Duygusal bir bakışla Türk Birliği’ne bakan bazı kişiler; güçlü,egemen ve adaletli olmayı bir arada başarabilen yegane milletin Türkler olduğunu görerek bu birliği isterler.Sadece faydacı (pragmatik) olarak konuya yaklaşanlar bile görebilir ki; Türk Birliği esir yada hür, yer yüzündeki tüm Türklerin çıkarınadır.Bizim Türkçülük anlayışımızı besleyen ana atar damar olarak Türk Birliği, yukarıda saydıklarımızın da ötesinde bir çok güzelliği içerisinde barındıran bir terkip,Türklüğün ebed-müddet varlığını kesinleştirecek bir ölümsüzlük şerbetidir. Ziya Gökalp; Türkçülüğün Esasları isimli eserinde Turancılığı 3 safhada meydana gelebilecek bir ülkü olarak tanımlıyordu.Oğuz Birliği,Türk Birliği ve Turanlı diğer milletlerle sağlanacak birliği çizgisel bir yol olarak tarif etmişti.Büyük Türk düşünürü İsmail Gaspıralı, Türk Birliği’ne giden yolun dilde,işte ve fikirde birliğin sağlanması ile aşılabileceğini söylemişti.Günümüzde Türk Birliği aynı anda ve birlikte gerçekleşebilecek düzeyde fırsatları barındırmaktadır.Türk Birliği’nin Türkiye eksenli olması yanlış etkiler doğurabilir.Birlik hissi kişiler içerisinde öyle büyük bir ateştir ki; bu ateşi tek bir elin tutmaya kalkışması zarar verici olabilir.Türk Cumhuriyetleri’nin hepsi birden birliğe doğru hareket ederse aşılmaz denilen dağlar eritilebilir. 1991 yılında esir Türklerin büyük çoğunun hürriyete kavuşarak bağımsız cumhuriyetlere ayrılmaları büyük bir coşku ile karşılanmıştır.Türk Cumhuriyetlerinin hürriyete kavuşmalarında, mahalli demokratik muhalefetlerin etkisi nerede ise sıfırdır.ABD eski Dışişleri Bakanlarından Henry Kissinger’ın söylediği gibi; Sovyetler Birliği silahlanma yarışında dayanamayarak ekonomik alanda iflas ettiğinde,Sovyetler Birliği’nin yönetimi süresince Türk topraklarının sömürülmesinin baş aktörleri olan Rusya,Ukrayna ve Belarus’un yöneticileri kafa kafaya verip birliği sonlandırmaya karar verdiler.Adeta bir oldu bittiye gelen bağımsızlık mücadelesi özellikle Türk Cumhuriyetlerinde çok sancılı günler yaşadı.Mahalli Komünist idareciler yeni şartların ne gibi faydalar sağlayacağından habersiz olarak statükoyu koruma kaygısıyla olmayacak hareketlere giriştiler. Azerbaycan’da Muttalibov,düzenlenen halk toplantıları ve yığılışların(miting) baskısıyla Rusya’dan siyasi destek istedi.Ruslar ise siyasi desteği boş verip askeri destek gönderdi.General Dimitri Yazov komutasındaki birliklerle günlerce mücadele eden Türk Milliyetçileri sonunda Muttalibov’u Moskova’ya kaçmak zorunda bıraktı. Aynı akıbete uğraması neredeyse kesinleşen Özbekistan Faşisti Kerimov, o dönemde milliyetçi muhalefetin önderi Abdurrahim Polat’a yönelik suikast girişiminin ardından ,muhalefet içine soktuğu etki ajanlarını kullanarak,düzenlenecek yığılışları iptal ettirmeyi başardı.Yığılışların iptal edilmesi ise Kerimov’un koltuğunu sağlamlaştırdı. Kazakistan ve Kırgızistan sancılı demokratik yaşayışa uyum sağlamaya çalışırken,Türkmenistan’da tam olarak totaliter diyemeyeceğimiz fakat otoriter olduğu kesin bir yönetim anlayışını görmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan 23 yıl sonra demokrasi ile tanıştığı göz önüne alındığında Türk Cumhuriyetlerinin modern öçlülerde demokrasiyi yaşama geçirmeleri için bir kuşak sonraki yönetici sınıfı beklemeleri gerekiyor. Komünizmle sadece ilkokul çağında karşılaşan ve yurdunun demokrasiye geçişindeki sancıları genç ruhunda hisseden geleceğin yöneticileri; oturmuş ve sağlıklı işleyen bir demokrasinin kazançlarını bugün ki idarecilere nazaran daha bilinçli olarak algılayıp,uygulamak isteyeceklerdir. Türkiye’deki milliyetçilerin vazifesi de işte tam bu noktada başlıyor.Türk Birliğinin sağlanması yaşadığımız çağda ancak kamu yönetim araçlarının kullanımı ile mümkün olacaktır.Kamu yönetim araçları ise bilindiği gibi dernekler,vakıflar ve partilerdir. Türkçülüğü benimsemiş dernekler; iktisadi uyum,eğitim ve alfabe birliği,strateji birliği gibi daha pek çok sahada fikir üreterek etkili çalışmalarda bulunacaktır. Türkçü vakıflar,başta halk kitleleri üzerinde Türklük bilinci ve birlik arzusunun gündelik gayeler nedeniyle zayıflamasını engelleyecek çalışmalar içindeyken bunun yanı sıra Türk Cumhuriyetlerinde milliyetçi kadroların toplanması ve Türkçülük yolunda eğitilmesi ile demokratik teşkilatlanmanın tesis edilmesiyle görevli olacaktır. Bu araçların etkili çalışmaları neticesinde Türkçü Partiler,mahalli siyasetin içerisine yüksek güçlerle donatılmış olarak girecektir. Bu noktada yeni bir soru akıllara geliyor ve doğru yanıtı bulmak Türkçülere düşüyor.Türk Cumhuriyetlerinde kurulacak milliyetçi partiler,Türkiye’deki milliyetçi partiye veya Komüntern benzeri bir merkeze bağlı olacak mı ? Bu makalenin yazarına göre, tek merkezlilik kavramsal olarak arzu edilen verimi sağlayamaz. Tek merkezlilik yerine uyumlu çalışacak çok merkezli yapıyı - en azından Birlik sağlanana kadar – daha sağlıklı bulmaktayım.Merkezi yönetim yerine Yerinden Yönetim,sorunlara merkezi müdahale yerine Yerinden Müdahaleyi savunan tavır, Türkçülere hareket esnekliği sağlayacaktır. Güncel birkaç örnek vermek gerekirse bu düşüncelerim için birinci dayanağım Kıbrıs olacaktır.Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenen yığılışlara Türkiye’deki yönetici erkin sahibi konumundaki iktidar partisi uygun olmayan tepkiler verirken,fikir adamlarımız ile dernek ve kuruluşlarımız milli davayı sahiplenen olgun bir tepki göstermiştir.Tepki gösterdik fakat ne değişti? 2 Şubat 2003’te düzenlediğimiz Şişli Yığılışının ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde en az 5 tane daha Rauf Denktaş ve Milli Dava aleyhtarı yığılış tertiplendi.Merkezi müdahale başarısız oldu. Yerinden müdahale yapılmış olsaydı; yığılışa katılan pek çok gencin okudukları üniversite ve liselerde hatta yığılışların düzenleyicisi olan dernek ve kurumlarda konferanslar düzenlenerek etki çalışması yapılırdı.Tabii bu konferanslar,patates nutukların atıldığı türden konferans olmayıp aynen bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısı ya da Birleşmiş Milletler Görüşmeleri öncesi yapılan istişare toplantılarında olduğu gibi doyurucu bilgiler aktarabilen ve ikna edici nitelikte olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti; PKK ile mücadele döneminde merkezi müdahalenin başarısızlığını görüp, yerinden müdahale ve yerinden yönetim anlayışını uygulamaya geçirmiştir.Askerlik vazifesini ifa eden öğretmenlerin köy okullarında derslere girmeleri,üniversite çağına gelmiş gençlere ücretsiz ÖSS hazırlık dersleri vermeleri,askeri hekimlerin halk sağlığı ile görevlendirilmeleri,Olağanüstü Hal Bölge Valiliğinin kurulması ve hatta koruculuk sisteminin oluşturulması birer yerinden yönetim uygulamasıdır.İl valiliklerinin kaldırılıp tek bir bölge valisinin gelmesinin neresi yerinden yönetim diyenler olabilir fakat Ankara’dan emir gelmeden kıpırdayamayan il valiliği yerine üstün yetki ve selahiyetlerle donatılmış bölge valiliği,dönemin şartları da göz önüne alındığında gerçek bir başarı kazanmıştır. Yerinden yönetim anlayışının Türk Cumhuriyetlerinde kurulacak Türkçü Partilere uygulanışı konusunu biraz daha açıklamak gerekiyor.Siyasi partilerin kuruluş sebebi halka hizmettir.Kurulacak Türkçü Partilerin de asli vazifesi milletin güvenlik,eğitim,sağlık,adalet ve refah ihtiyacını tam manası ile sağlamak olacaktır.Milletin yüzünü bu saydığımız alanlarda güldürecek; rüşvet,iltimas ve bürokratik ahlaksızlıkları ortadan kaldıracak Türkçü Partiler böylelikle halkın sevgisini ve güvenini kazanacaktır.Bu sayede Türkçü Partilerin,Türk Cumhuriyetleri ile iktisadi uyum,enerji ve su politikalarında uyum,eğitim birliği,askeri eğitim sisteminde birlik ve sair konulardaki icraatları vatandaşlar tarafından desteklenecektir.Yolun sonu ise Meclis kararı ya da halk oylaması yoluyla Türk Birliği’nin birinci ve belki de en kolay basamağının çıkılması olacaktır.İkinci basamak ise esir Türklerin hür kılınması ve Hür Türklerin Vatanı’na iltihakları olacaktır.Bu ise apayrı bir çalışmanın konusudur. Yerinden yönetim konusu içerisinde,teşkilatlanma ile ilgili sorunlar çıkabilir.Kadro bulma noktasında zorluklar olabilir.Bu tür sıkıntıları aşmakta Türkiye’de yüksek öğrenimini tamamlamış kişilerin önemli katkıları olacaktır.Eğer sorunlar aşırı boyutlara varırsa Türkiye’deki yetişin teşkilatçı kişiler çifte vatandaşlıkla ya da TC vatandaşlığından ayrılıp sorunlu cumhuriyetin vatandaşlığına geçmek suretiyle parti idaresini ele almalıdır. Türkçü Partiler her koşul ve şart altında iktidarı ele almalı,millete hizmet etmeli ve birliğin tesisi için çalışmalıdır. Tanrı Türk’ü Korusun!
00N/A

türk milleti bir bütündür
Neden Milli Birlik? Milli birlik ve Atatürk'ün milliyetçilik anlayışı birbiriyle örtüşen unsurlardır. Atatürk'ün "Ne mutlu Türk'üm diyene" sözüyle özetlediği bu milliyetçilik tanımı, Türkiye için geçerli olan milliyetçilik anlayışının en güzel tarifidir. Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde farklı etnik gruplar, tarihin eski dönemlerinden beri birarada yaşamaktadırlar. Osmanlı İmparatorluğu'ndan devralınan bu mirasın içinde Arap, Boşnak, Arnavut, Çerkez, Kürt, Rum, Ermeni, Yahudi gibi farklı etnik gruplar da yaşıyordu ancak Osmanlı'nın asli unsuru her zaman için Türkler olmuştu. Hatta bu nedenle Avrupalılar "Osmanlı" terimi yerine daha çok "Türk" ifadesini kullanmayı tercih etmişlerdi. Ancak dünyada yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmelerin bir sonucu olarak, imparatorluğun son dönemlerinde gayri-müslim azınlıklar ve Araplar gibi Osmanlı devletine mensup toplumlar, ayrılık yolunu tercih ettiler. Türkiye Cumhuriyeti, Misak-ı Milli ile belirlenen sınırlar içinde kalan nüfus üzerine kuruldu. Çoğunluğu Türkler olmak üzere bazı müslüman etnik gruplardan oluşan yeni devleti birarada tutan ise Atatürk'ün bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin Türk Milleti'nin bir parçası olduğunu, hiç kimsenin azınlık ya da "ikinci sınıf vatandaş" sayılamayacağını ilan eden milliyetçilik ilkesidir. "Türk vatanı bir bütündür, parçalanamaz." Türkiye'nin üniter devlet yapısı, işte bu milli temel üzerine kuruludur. Türkiye sınırları içinde, ana dili Türkçe olmayan, farklı etnik kökenlerden gelen gruplar bulunabilir, ancak bu vatandaşlarımız da Türk milletinin birer parçasıdırlar. Türkiye'nin her yerinde ve herkes için geçerli olan kanunlar onlar için de geçerlidir. Türkiye'nin her yerinde ve herkes için geçerli olan temel hak ve özgürlüklere onlar da sahiptir. Her fırsatta Türkiye'nin iç işlerine karışan ve halk içinde ayrılık çıkartmak isteyenler bu kültürel farklılıkları gündeme getirerek Türk milletinin belirli bir kesimini bütünden ayırmak, devletin üniter yapısını bozmak istemişlerdir. Bu ideallerini ise federasyon tarzı bir yapıda özetlemişlerdir. Bu düşüncede olanlar Türkiye'de tek bir milletin varlığını görmezlikten gelmişlerdir. Bu çevreler, aynı topraklar üzerinde farklı etnik ve kültür renklerine rağmen kardeşçe ve tek bir millet olarak yaşayan Türk ulusunu bu hain tuzakla sayısız parçaya bölmek istemektedirler. Böylece daha önce savaşlarla elde edemediklerini, politik oyunlarla elde etmek, Türk Devleti'ni parçalamak istemektedirler. Bu konunun sadece gündeme gelmesinin bile toplum içinde yarattığı huzursuzluk ve tehditin boyutu ortadadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, üniter bir devlettir; yani kendi bünyesinde farklı kanunların geçerli olduğu farklı yönetim bölgeleri yoktur. "Federatif" yapılar yoktur. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkisi tüm Türkiye topraklarını kapsar ve her Türk vatandaşı bu topraklar üzerinde eşit muamele görür. Söz konusu üniter devlet yapısı, Türkiye'nin bölünmez bütünlüğünün ve iç huzurunun en büyük teminatıdır. "Türk vatanı bir bütündür, parçalanamaz." Üniter devlet yapımızın temelinde, Anayasamız'da yer alan milliyetçilik ilkesi ve Misak-ı Milli ile çizilen vatan sınırları vardır. Cumhuriyetimiz'i kuran Büyük Önder Atatürk'ün tanımladığı ve bu nedenle de "Atatürk milliyetçiliği" olarak anılan bu milliyetçilik anlayışının en önemli özelliği, kültür temeline dayanmasıdır. Etnik kökeni, dini, dili her ne olursa olsun, kendisini "Türk" olarak tanımlayan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşı sayılır. Türk kültürünü paylaşan, kendisini Türk Milleti'nin bir ferdi addeden herkes, kökeni ne olursa olsun, Türk'tür ve Türkiye vatandaşıdır. "Yurt toprağı, sana herşey feda olsun. Kutlu olan sensin." Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısına sahip çıkmak, her Türk vatandaşının esas görevlerindendir. Türk Ordusu tarih boyunca bu şerefli görevi en mükemmel şekilde yerine getirmiş, son yıllara kadar verdiği sayısız şehitle bu topraklar uğruna kanını feda etmekten kaçınmamıştır. Ancak bu şerefli vazife ve vatandaşlık şuuru bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin sahip olması gereken milli bir görevdir. Türk devletinin bölünmez bütünlüğünü hedef alan bütün düşünce ve akımlar vatanı bölmek isteyen güçlerin hizmetine girmiş sayılırlar. Devletin, ordunun sahip olduğu milli birlik ve beraberlik şuuru, toplumun genelinde hakim olmadıkça tam bir güven ve huzur ortamı yaşanamayacağı gibi Atatürk'ün hedeflediği toplum seviyesine ulaşmak da mümkün olmayacaktır. "Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, ilk önce ve herşeyden önce Türkiye'nin bağımsızlığına, kendi benliğine, milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. Dünyada, uluslararası duruma göre böyle bir mücadelenin gerektirdiği manevi unsurlara sahip olmayan kişiler ve bu nitelikte kişilerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık yoktur. Çocuklarımızı aynı eğitim derecesinden geçirerek yetiştireceğiz. Kesinlikle bilmeliyiz ki iki parça halinde yaşayan milletler zayıftır, hastadır. Çocuklarımıza vereceğimiz öğrenim sınırı ne olursa olsun onlara esas olarak şunları öğreteceğiz; Milletine, Türkiye Devleti'ne, TBMM'ne, düşman olanlarla mücadele; bu mücadelenin sebep ve vasıtaları ile donatılmayan millet için yaşama hakkı yoktur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt 2, 1952, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayınları)
00N/A

TÜRK BİRLİGİNE KUVVET VER
ULU TANRI !. GÜZEL TANRI !. GÖK TANRI !. Sen Türk'ü Türk yurtlarını koru !.. Düşman şerrinden sakla ! TÜRK'ü yiğitlikte daim et ! TÜRK'ü erlik davasıyla yaşat ! TÜRK'ü gerçekçi yap ! TÜRK'ün gönlüne herşeyden önce, hatta kursağına ekmek koymadan evvel TÜRK'lük sevgisini koy ! TÜRK'ü ideal ile yaşat ve ideali hakikat yapmaya çalışsınlar ! Törelerini canları gibi saklat ! TÜRK'e zevk ve rahat verme ! Bilakis zahmete alıştır ! Zahmetle yürekleri, bedenleri demir olsun ! Bu sayede onlara yüksek çalışma kudreti verirsin ! TÜRK'ü faal, cevval edersin. TÜRK'e değişmez bir seciye ver ! Zamanla seciyesi değişmesin, sade tekemmülle tadilat görsün ! ULU TANRI !. Milli kuvvet, namus, ahlak, azim , sebat, ideal, TÜRKÇÜLÜK ruhu, yurtseverlik, ilim, sanat teşkilatı, intizam, beden kuvveti ve zenginlik ile hasıl olduğundan; TÜRK'e bunları ver ! TÜRK'ten hırsız, namuzsuz türerse hemen kahret ! TÜRK'e benlik, hem de yüksek bir benlik ver ! TÜRK nefsine itimat sahibi olsun ! TÜRK'ü muhakemeli, ciddi adam olarak yarat ! Hissiyatına kapılıp, öfke ile ayaklanmasın ! Birden barut gibi parlamasın ! Daima soğuk kanlı olsun ! TÜRK'ü her milletten cesur yarat ! Öç almayı TÜRK asla unutmasın ! ULU TANRI !. Namuzsuz bir tek TÜRK yaratacağına, dünyayı yık daha iyi ! Ne kadar korkak TÜRK varsa hepsini helak et ! TÜRK herşeyi mukayese etsin ! Yalnız akıl ve mantık denen şeylere bırakma onu ! Sabırlı, derde dayanıklı olsun ! İradesi çelik gibi olsun ! Dönek TÜRK yaratma ! TÜRK'leri maymun iştahlı yapma ! TÜRK daima ihtiyatla adım atsın ! Kimsenin tatlı diline inanmasın ! Kimseye emniyet olmasın ! Çalışma zekâdan üstün bir kıymet olduğundan, TANRI, sen TÜRK'ü çalışkan et ! TÜRK'ün ömrü çalışma ile geçsin ! Ona daima çalışma aşkı ver ! Hele elbirliği ile çalışmayı alet etsin ! Tembel TÜRK'ü hemen öldür ! TÜRK'e her milletinkinden üstün zeka ver! Zeka ve çalışma; ikisi bir arada olunca TÜRK'ün önünde durulmaz! Milli büyüklüğün tek şartı yüksek ideal, buna alışmak için de yüksek ahlak, fedakarlık ve sebat lazım olduğundan TÜRK'leri ahlaklı, sebatlı ve fedai kıl! TANRI, TÜRK'leri sen kendi elinle birleştir ve herşeyden evvel ruhları birleşsin! Onları tek bir kafa gibi birleştirici kültür sahibi et! TÜRK'ü töresine sadık kıl, Tanrı! TÜRK budunu: Biliniz ki atalar töresi asırların tecrübesi ile husule gelmiş büyük bir hikmettir. Tanrı beni töreye dokunmaktan ve dokundurmaktan sakladı ve saklasın! ULU TANRI !. Türk milletini lafçı değil, elinden iş gelir insanlar et ! Bir şey söylemek vazife yapmak değildir. Onu fiilen yapmak ve yaptırmanın vazife olduğunu beyinlere sok ! GÜZEL TANRI !. Sana hepsinden çok yalvardığım şudur : TÜRK'ü dalkavukluktan kurtar ! Dalkavukluk ve emsali vasıtalara zengin olmaktan koru ! TÜRK'e kötü para hırsı verme ! Dalkavukları yok et ! AMAN TANRI !. TÜRK aile, töre ve disiplinini her şeyden evvel koru! TÜRK toprağında hürler yaşasın. Adaletten başka bir şey hüküm sürmesin! Sen TÜRK'e tabii şeylere tabiata karşı sevgi ver! TÜRK yurdunda yoksulluk o kadar azalsın ki fakirlik suç sayılsın! Acunu ( Dünyayı ) Yaratan Yüce Tanrı !. TÜRK'e insaniyetten evvel TÜRK milletini düşündür. İnsanların insaniyet dedikleri şey, göz boyamak için icat edilmiş bir boyadır. İnsaniyet maskesi taşıyan öyle milletler vardır ki maskelerinin altında canavarlar yaşar. İnsaniyeti gören olmadı. TANRI, TÜRK'e sağlam, sürekli irade ver! Güçlüklerde, sabrını, tahammülünü aynı zamanda gayretini arttır! Ona esas seciye olarak vazife muhabbeti ve mesuliyet duygusu ver! Mesuliyeti TÜRK yurdundan eksik etme! En büyük kuvvetinTÜRKLÜK aşı olduğunu TÜRK'e öğret! TANRI !. TÜRKÇE konuşulan, TÜRK'e yurtluk etmiş olan yerleri kıyamete kadar TÜRK'ün hükmü altında bırak !
10When: 7/19 6:27a

In: HADİSELERE FERASETLE..

By: Mehmet Tunabaş

TÜRKE KARŞI DURMAK
Tanrı'nın yeryüzündeki gölgesidir, aksidir Türk. Gafil insanlar; bilmezler mi ki, her savaşçının bir silahı, her hükümdarın bir celladı vardır. Türk; kırbacıdır, kılıcıdır, topudur, güllesidir Tanrı'nın... Elidir, ayağıdır, sevgisi, intikamıdır. Türk, görevini Tanrı'dan almış, binlerce yıl ifa etmiştir. Edecektir... Tanrı buyruğu onunla hayata geçer; onunla dağılır adalet; onunla bulur cezasını suçlu; onunla alır armağanını doğru kişi. Türk, kainatta var olduğu günden bu yana hakkın ve hakikatin kılıcı olmuştur. Gözü yaşlıların gözyaşlarını O silmiş, eli kanlıların boynunu O vurmuştur. Onunla gülmüştür bebeler, Onunla dinmiştir mazlumun ıstırabı. "Hakkı tutup kaldırmayı" kendine şiar edinen Türk, kan dökmeyi de bundan dolayı iyi bilmiştir. Tanrı'nın ulusudur Türk. "Rahim"dir, "Müntakim"dir... Onun içindir ki, Türk'e karşı durmak, Tanrı'ya karşı durmaktır... TÜRK'E DİRENMEK; TABİATA DİRENMEKTİR... Tabiat Türk'ün ta kendisidir. Türk tabiattır; tabiat Türk'tür. Fırtınadır, kasırgadır, borandır Türk. Önünde diz çökene tan yelidir; boyun eğene kavak hışırtısıdır yüreğin en derinini okşayan. Yunus gibi, Hacı Bektaş gibi, Ahmet Yesevi gibi gönül erlerini doğuran da; Attila gibi, Timur gibi, Oğuz Kağan gibi bozkurtları dünyaya yetiren de Türk analarıdır. Bakışları şimşektir Türk'ün. Gönlü bozkır havasıdır en keskininden. Uçsuzdur, bucaksızdır, sonsuzdur hayalleri o bozkırlar kadar. Tozludur, nasırlıdır elleri o bozkırlar kadar... Altay'ın balasıdır Türk... Altay'dan doğmuş, "ana" demiş ona; ihanet etmemiştir. Tanrı Dağlarının, Ergenekon'un soyundandır. Orkun'un, Selenga'nın, İrtiş'in ak sütünü emmiş; Aral'ın, Hazar'ın gök suyunda yunmuştur O... Onun için; "tabiat"a direnmek, "öz"e direnmektir. "Öz"e direnmek ise, kainatın bütün gerçekliklerine, tarihin bütün yazdıklarına, bütün derslerine direnmektir. İnsanoğlu tabiata boyun eğmek zorundadır yaşamak için. Onun kurallarına göre yaşam tarzları geliştirmek mecburiyetindedir. Tabiat, gerçekliğin, hakikatin bizzat kendisidir. Tabiat, Türk'ün bizzat kendisidir... TÜRK'E SİLAH ÇEKMEK; İNTİ-HAR ETMEKTİR... Niceler denemiştir bunu. Niceler girmiştir yerin dibine kaybedişin en şiddetlisiyle. Zalimin ecelidir Türk... Eceli gelen namert, Türk'le dalaşır. Türk'e kılıç çekmek, kaybetmektir... O'na kafa tutmak, zeka geriliğine işarettir. Zira, tarih sayfaları, ona silah çekenlerin kanlarıyla sulanmıştır. Biraz okuyan, geçmişi biraz hatırlayan uluslar, Türk'e karşı davranışlarını yeniden gözden geçirmek zorundadırlar. Peygamber sabrı vardır Türk'te. İç direnç mükemmeldir. Ama bardağın taşma noktasında, büyük bir infilak başlar. Volkanlar kaplar dört bir yanı; kandan nehirlerde boğulur alçak... Türk'e silah çekenin başarı şansı, galibiyet ihtimali yoktur. "Savaş"ın babasıdır O... "İt dalaşı", Onunla "Bozkurt Vuruşu"na dönüşmüş; adına "Savaş" denmiştir. Savaşın yaratıcısına savaş açmak, ancak ahmakların işi olacaktır. Ey Türk! Sen Tanrı'nın gölgesisin; sen tabiatsın, sen SAVAŞSIN... Al silahını artık eline. Çıksın oğullar yuvalarından Ergenekon'dan çıkarcasına. Kana boyansın yedi iklim. Yarılsın yerin bağrı. Kopsun kıyamet. Yetsin artık tutsaklığın... Yeter artık beklediğin... Çünkü; Türk'e karşı durmak, Tanrı'ya karşı durmaktır, Çünkü; Türk'e direnmek, tabiata direnmektir, Çünkü; Türk'e silah çekmek, intihar etmektir...
00N/A




DÜNYA TÜRK BİRLİGİ MÜCADELESİ





Founded: 6/6/2007
Members: 189





Join Group



 







PerfBoard
View Your Posts | Post | View All


No entries found.