PerfSpot     
Login / Join Now        International







About ekolojik kıyamet



 

küresel ýsýnma

Greenpeace| Sevdiklerinize Nuh’un Gemisi’nde yer ayırtın!

 

 

WampireLLa chat box.

 








 

 

 

 

 







Albums
View All


New Album (1)

8/12/2007





Members
View All







Videos: ekolojik kıyamet
View All







Forums
Create New Forum


ForumsTopicsRepliesLast Post

planktonlar tükeniyo
dünyanın en büyük canlısı balinanın temel besin maddesi olan çok küçük canlı olan planktonlar tükeniyor. balinalar beslenemiyor. denizde yayımlanan radyo dalgaları balinaları yunusları karaya sürüklüyor (intihar ediyorlar (!) ) beslenme zinciri kopmak üzere insanlık için büyük felaket ne yapılabilir
00N/A

bunu okuyun önemli
ÇEVRE FELAKETİ; Küresel ısınma; türlerin yok oluşu, suyun, toprakların ve canlı cansız tüm varlıklarıyla ekosistemin dengesinin bozulması... İnsanlık geleceğiyle mi oynuyor? 'Sanayi Devrimi' ile başlayan atmosferdeki aşırı ısınma, dünyayı 'ilklim değişikliği' felaketiyle karşı karşıya getirdi. Son 30 yıllık süreçte artan kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtların aşırı kullanımı sonucu atmosferde kalın tabaka oluştu. Bu tabaka, dünyaya vurup yansıyan ışınların geçişini engelledi. Dünyanın ısısı son yıllarda artarken, sel baskınları ve kuraklık gibi felaketler de dünyanın kapısına dayandı. Geçen yıl Almanya'nın Bonn kentinde yapılan 'COP-5' toplantısında 21'inci yüzyılın dünyasını tayfunlar, hortumlar ve sellerin biçimlendireceği üstelik bu felaketlerden en çok Üçüncü Dünya ülkelerinin zarar göreceği, küresel ısınmadan en çok sorumlu olan gelişmiş ülkelerinse felaketleri 'daha ucuz atlatacağı' vurgulandı. Küresel ısınmada en çok payı olan ülkeler; karbondioksit emisyonunda % 25'lik oranla ABD ilk sırada. Rusya, Japonya'da da emisyon oranı oldukça yüksek. Küresel ısınma esas olarak, ormansızlaştırma, fosil yakıtlar, sanayi kirlenmesi, bilinçsiz arazi kullanımından kaynaklanıyor. İnsan kaynaklı sera gazları nedeniyle her yıl atmosfere 3 milyar ton karbondioksit bırakılıyor. Bilim adamları, önlem olarak fosil yakıtların daha az kullanılması, yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeyi öneriyor. Ayrıca, ulaştırmada toplu taşımacılığın, raylı sistemlerin ve deniz yollarının kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Dünya Meteoroloji Örgütü geçtiğimiz yıl yayınladığı raporunda, güneş ışınlarının ozon tabakasının ince kısmını iyice zedelediğini bildirmişti. Tabakadaki deliğe neden olan kloroflorokarbon, yapılan anlaşmalar uyarınca düşüşe geçti; ancak gazın emisyonu halen, ozon için hayati katman stratosferde kritik düzeylerde seyrediyor. Bilim insanları, kloroflorokarbon anlaşmalarına uyulursa, ozon deliğinin büyümesinin, ancak 50 yıl sonra durabileceğini düşünüyorlar. Araştırmalara göre dünyanın ortalama sıcaklığı, son 20 yıl içinde 0.2 C derece yükseldi. Normalde, bu değerin ancak bir yüzyıl içinde mümkün olması gerekirken, günümüzde bu ısınma 20 yıl içerisinde meydana geliyor. Neler bekleniyor? Araştırmalara göre, 2030'a kadar Türkiye'nin de dahil olduğu bölgede, sıcaklık yazın 3, kışın ise 2 derece artacak. Bu değişikliğin büyük bir kısmı, devletlerin, çevreye zarar veren sanayi tesislerine ve ormansızlaştırmaya göz yummalarından kaynaklanıyor. 2020'ye kadar Türkiye'de nehirlerdeki su oranında yaklaşık olarak yüzde 30 azalma bekleniyor. Sıtma, sarıhumma gibi vektörel hastalıkların artması da, kuraklığın insan yaşamına etkisinin bir diğer yönü. Kadıoğlu: Küresel ısınma kıtlık getirebilir İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği ve Afet Yönetim Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Çarşamba günü Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesinde verdiği konferansta, küresel iklim değişimi ve bunun Türkiye'ye olası etkilerine dikkat çekti. Kadıoğlu; ısınmanın etkisiyle eriyen buzulların, deniz suyu seviyesini yükselttiğini, bu durumun tatlı su kaynaklarını tehdit ettiğini vurguladı. Kadıoğlu, "Asıl korkutucu nokta toprak neminin yüzde 15 ila 25 azalması sonucu, birçok tarım ürününün yetiştirilemeyecek olması" dedi. Bunun doğal sonucu olarak da kıtlıkla karşılaşılacağını belirtti. "Climateprediction.net" Oxford Üniversitesi'nden yürütülen ve tüm dünyadan internet araciligiyla veri toplanarak yapilan arastirmanin sonuçlari Nature dergisinde yayimlandi. "Climateprediction.net" adli projeyi yürüten biliminsanlari, belli bir düzeye kadar karbondioksit saliniminin tehlike içermedigi yolundaki inanisin dogru olmadigini belirttiler. Küresel isinma nedeniyle dünya genelinde hava sicakliginin sürekli olarak mevsim normallerinin 2 ila 11 derece üstünde seyredebilecegi belirtildi. Küresel isinma nedeniyle hava sicakliginin 11 dereceye kadar yükselebilecegi yolundaki beklenti, daha önceki tahminlerin ilerisinde. Önceki tahminler 5-6 derecelik bir artisi öngörüyordu. Projenin Baskani David Stainforth, BBC'ye yaptigi açiklamada, "Arastirmamizin sonuçlari, küresel isi degisimleri için acilen birseyler yapmamamiz gerektigine isaret ediyor" dedi. Ingiltere Meteoroloji Dairesi önümüzdeki hafta küresel isinma konusunda önümüzdeki hafta uluslararasi konferansa ev sahipligi yapacak. Konferansta sera etkisi yapan gazlarin saliniminin sinirlandirilmasi konusunda atilabilecek adimlar ele alinacak. Ingiliz bilimadamlari küresel isinmanin dünya için küresel terörden daha büyük bir tehdit olusturduguna dikkat çekiyor. Ingiltere, sanayilesmis ülkelerin olusturdugu G-8 grubunun dönem baskanligini yürütecegi bir yillik süre içinde küresel isinmayi gündemde tutacagini söylüyor. Londra, küresel isinmayla mücadeleyi öngören Kyoto sözlesmesini imzalamasi için ABD'yi ikna etmeye çalisiyor. Küresel isinmanin yüzde 25'inden ABD sorumlu tutuluyor. Londra sular altinda Bu rakamin, Hükümetlerarasi Iklim Degisikligi Paneli'nce öngörülen rakamin 2 kati olduguna dikkat çeken uzmanlar, böylesi bir sicaklik artisi nedeniyle, kuzey ve güney kutuplarindaki buzullarin, beklenenden çok daha hizli eriyecegini tahmin ediyor. Bilim adamlari, bunun da okyanuslarin seviyesinde 6 metreden fazla bir yükselise sebep olacagini belirtiyor. Uzmanlar, dünya genelinde deniz seviyesinde yasanacak böyle bir yükselisin, Ingiltere'nin baskenti Londra gibi düsük rakimli birçok büyük kenti sular altinda birakacagini kaydediyor. '20 derece artabilir' 18. yüzyildaki Endüstri Devrimi öncesinde atmosferde bulunan karbondioksit miktarinin iki katina çikmasi halinde dünya ikliminde olusacak degisiklikleri belirlemek için gelistirilen projenin yöneticisi David Stainforth, dünyanin bazi bölgelerinde sicakligin 20 derece kadar artabilecegini vurguladi. STK ve Basın'dan haberler... Dünyayı bekleyen felaketler dizisi ABD Savunma Bakanlığı, küresel ısınma ve iklim değişikliklerinin çok yakın gelecekte ortaya çıkaracağı korkunç etkileri gözler önüne seren gizli bir rapor hazırlayarak, ABD'nin ekonomik çıkarları için küresel ısınmayı "yok sayan" George W. Bush yönetimini uyardı. Raporda, iklim değişikliğinin, hem küresel istikrar, hem de Amerika'nın ulusal güvenliği için terörizmden daha tehlikeli olduğu tezi savunuldu. Pentagon'un etkin isimlerinden, savunma danışmanı Andrew Marshall'ın talimatıyla dört ay önce hazırlanan, ancak yönetim tarafından gizlenen raporda, küresel ısınmanın üç yıl içinde başlayarak, 20 yıllık bir zaman dilimi içinde görülmemiş kuraklık, açlık ve kaosa yol açacağı, dünyayı nükleer savaşlara sürükleyeceği uyarısı yapılıyor. The Observer'ın ele geçirdiği raporun, çevre sorunlarına duyarsız politikalarıyla tanınan Bush yönetimini zor duruma sokacağı belirtiliyor. Nitekim Bush, Mart 2001'de, küresel ısınmaya yol açan gazların emisyonunun 10 yıl içinde yüzde 5.2 azaltılmasını öngören Kyoto Protokolü'nü imzalamayacağını açıklamış, bu gazların yüzde 36'sının emisyonundan sorumlu olan ülkesinin ekonomik çıkarlarını çevre sorunlarının önünde tutmayı yeğlemişti. Rapor Bush'un, çevreye duyarsız politikalarıyla dünyadaki istikrarı ve ABD'nin güvenliğini tehlikeye attığını gösteriyor. Raporu hazırlayan uzmanlardan Peter Schwartz, "Küresel ısınma artık bir ulusal güvenlik sorunu olarak değerlendirilmeli" diyor. HOLLANDA'YI SULAR KAPLAYACAK Pentagon raporuna göre 2007 yılında çıkacak olan dev bir fırtına, Hollanda kıyılarını vuracak ve ülkenin geniş bir bölümünü yaşanmaz hale getirecek. Lahey yok olacak. AVRUPA DONACAK 2010 - 2020 arasında Avrupa kıtasında sıcaklık ortalama 14.5 santigrat derece düşecek. Ancak ABD ve Avrupa kıtasında, sıcaklığın 35 santigrat dereceyi geçtiği gün sayısı da artacak. İklimdeki dengesizlikler, tarımı ve ülke ekonomilerini vuracak. İngiltere soğuk ve kurak olacak, iklim Sibirya'ya benzeyecek. KIYI KENTLERİ TEHLİKEDE Deniz kabaracak, kıyılardaki Avrupa kentleri, yükselen suların altında kalarak Lahey'le aynı kaderi paylaşacak. ÜLKELER PARÇALANACAK Hindistan, Güney Afrika ve Endonezya kuraklık ve açlık yüzünden iç karışıklıkların pençesinde dağılacak. Kitlesel yağma olayları başlayacak. SU SAVAŞLARI ÇIKACAK Suya sahip olmak için savaşlar çıkacak. Nil, Tuna ve Amazon nehirleri çevresi, savaş alanına dönecek. NÜKLEER SİLAHLANMA YAYILACAK Su ve enerji kaynaklarını korumak için Japonya, Almanya, Kuzey Kore, Güney Kore, İran ve Mısır nükleer silah geliştirecek. YAŞAMAK İÇİN SAVAŞILACAK Din, ideoloji ya da ulusal onur gibi gerekçelere dayanan savaşlar tarihe karışacak, savaşların tek amacı "hayatta kalmak" olacak. KİTLESEL GÖÇLER KAPIDA ABD ve Avrupa, kuraklığın 400 milyon insanı tehdit edeceği Afrika'dan kitlesel göç akınlarıyla boğuşacak. Zengin ülkeler, göçten korunmak için birer "kale" olacak. İskandinav ülkelerinden de güneye göç başlayacak. 8200 yıl önce iklim değişikliğinin yol açtığı dev kitlesel göçün bir benzeri yaşanabilir. MİLYONLARCA İNSAN ÖLECEK 20 yıl içinde, dünyanın doğal kaynaklarının, nüfusu besleme kapasitesi azalacak. Savaş ve açlık nedeniyle milyonlarca insan ölecek, sonunda yeryüzünde doğal kaynakların besleyebileceği sayıda insan kalacak. MİLLİYET DIŞ HABERLER SERVİSİ Küresel ısınma iklimleri çıldırttı Son günlerde dünyanın çeşitli bölgelerinden ilginç ve ürkütücü meteorolojik olaylarla ilgili haberler geliyor. Kimi yerde aşırı sıcaktan can kayıpları olurken, bir başka bölgede mevsimsiz bir kar fırtınasında insanların yaralandığını öğreniyoruz. NTV-MSNBC 24 Temmuz- Dün İspanya'nın Melilla bölgesinde hava sıcaklığı, birkaç dakika içinde tam 17 santigrat yükseldi. Bilimadamlarını şok eden olay, bir süre sonra tekrarlandı. Aynı saatlerde, Suudi Arabistan'ın kavurucu sıcağından kaçmak için dağlık Asur bölgesinde piknik yapan 75 kişi, çıkan kar fırtınasında yaralandı. Bugün de Pakistan'da şiddetli yağışlar nedeniyle meydana gelen selde ölü sayısının 200'e yaklaştığı haberi geldi. Öte yandan, Chicago'da aşırı nem ve sıcaktan dokuz kişi hayatını kaybetti. Amerika kıtasının güney yarısındaki Arjantin'de ise, sıcaklık -25 santigrat dereceye kadar düştü ve 19 kişinin ölümüne yol açtı. Tüm bu olayların ardarda gelmesi, akıllara "Doğa insanoğluna bir mesaj mı vermeye çalışıyor?" sorusunu getirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Bölüm Başkanı Selahattin İncecik'e göre, tüm bu sıradışı hava hareketleri, dün Bonn'daki İklim Zirvesi'nde sulandırılarak da olsa kabul edilen Kyoto Anlaşması'nın mücadele etmeyi öngördüğü küresel ısınmayla bağlantılı. Kyoto Anlaşması'yla aşağıya çekilmek istenen sera gazı salınımları, özellikle de karbondioksidin salınımı, iklim değişikliğine yol açıyor. İklim değişiminin mantığı ise, beklenmedik mevsimlerde, beklenmedik hava hareketleriyle karşılaşabileceğimizi gösteriyor. Bu hareketler, Suudi Arabistan'daki gibi yaz ortasında kar fırtınası da getirebilir, Arjantin'deki gibi öldürücü şiddette kışların yaşanmasına da yol açabilir. Tüm farklı iklim olaylarını küresel ısınmayla bağlantılandırmak doğru olmasa da, sera gazlarıyla ciddi bir mücadeleye girişilmediği sürece, normal biçiminde yaşanması gereken mevsimleri farklı yaşamaya, kışlarımızın ve yazlarımızın şekil değiştirmesine hazırlıklı olmalıyız. İklim değişikliğinin bilimsel açıklaması ise şu şekilde özetlenebilir: Atmosferin kurallarına uymayan, ve endüstrinin, yani insanoğlunun yarattığı aşırı gaz salınımları, düşey sıcaklık profillerini değiştiriyor. Sonuç olarak, hava olaylarının üretildiği merkezlerin bölgeleri değişiyor. Örneğin Akdeniz'de doğan bir hava hareketi, normal rotasından çıkıp farklı bir yol izleyebiliyor. Böylece dünyanın beklenmedik bir bölgesine anormal bir hava hareketi gidebiliyor. Meteoroloji Bölüm Başkanı İncecik'e göre, iklimdeki değişimin insanların hayatlarını olumsuz biçimde etkilemesi, sera gazı salınımlarının azaltılması yönünde harekete geçmeye yanaşmayan hükümetlere baskı unsuru oluşturabilir. Örneğin küresel ısınmayla ciddi bir mücadeleye girişen Avrupa Birliği'nin bir türlü Kyoto Anlaşması'nı onaylamaya ikna edemediği ABD'yi sera gazlarını azaltmaya yöneltebilir. POLONYA'DA SEL: 6 ÖLÜ Polonya'nın güneyini 2 gündür etkisi altına alan şiddetli yağışların yol açtığı sellerde 6 kişi öldü. Polis sözcüsü Dariusz Nowak, PAP ajansına yaptığı açıklamada, başkent Varşova'nın 400 kilometre güneyindeki Malopolska bölgesinde bulunan Roztoka köyü yakınlarında bir aracın nehre yuvarlanması sonucu 4 kişinin öldüğünü bildirdi. Haberde, Tarnow kentinde de 2 kişinin boğularak öldüğü, bölgede yaklaşık 115 kişinin güvenli yerlere tahliye edildiği kaydedildi. Polonya'nın başkenti Varşova'da geçen hafta çıkan fırtınada da 3 kişi hayatını kaybetmişti. HİNDİSTAN'DA MUSON YAĞMURLARI: 83 ÖLÜ Hindistan'ın doğusunu etkisi altına alan muson yağmurlarının yol açtığı sellerde ölenlerin sayısı 83'e yükseldi. Orissa eyaleti Maliye Bakanı B.B. Harichandran, 2 haftadır süregelen muson yağmurları nedeniyle Kendrapara ve Jajpur bölgelerinde binden fazla köyün sular altında kaldığını, sellerin, Bramhani nehri kıyısındaki binlerce köyü de tehdit ettiğini söyledi. Harichandran, eyalet başkenti Bhubaneshwar'ın 95 kilometre kuzeyinde bulunan Kendrapara'da yaklaşık 100 bin kişinin güvenli bölgelere tahliye edildiğini bildirdi. Eyaletteki Biridi bölgesinde 2 yıl önce muson yağmurlarının yol açtığı kasırgada, yaklaşık 10 bin kişi hayatını kaybetmişti. RADİKAL - İSTANBUL - Dünyada buzulların en hızlı eridiği bölge olan Güney Amerika'da dört haftadır araştırma yapan çevre örgütü Greenpeace, iklim değişikliğini görsel kanıtlarla sergiledi. Patagonya buzullarının bugünkü ve 1928'deki durumunu karşılaştıran fotoğraflar, buzulların nasıl eridiğini gösterdi. Buzullarda iklim değişikliği sonucu son yıllarda meydana gelen erimenin hızlanması, bilim adamlarınca insan kaynaklı değişikliklere bağlanıyor. Buzullarla kaplı alanlarda yaşanan kayıplardaki yüzde 50 artış da, en çok 1995-2000 yıllarında oldu. Bu durum, denizlerde her yıl 0.1 milimetrelik yükselişe neden oluyor. Buzulların erimesi de kıyıların sular altında kalma riskini artırıyor. Su gereksinimini buzulların beslediği nehirlerden karşılayan canlıların yaşamı zorlaşıyor. Dünyanın üçte birini oluşturan 2 milyar insan, Himalaya Buzulları olmasa susuz kalacak. En hızlı eriyen bölge Yükselen sıcaklıklara bağlı olarak dünyada buzulların en hızlı eridiği bölge, Güney Amerika kıtasının güney ucundaki Patagonya. Buradaki buzulların erime hızı yılda 42 milyar metrekübe ulaştı. Bu nedenle Greenpeace, 'Arctic Sunrise' adlı gemisiyle son dört haftadır Arjantin ve Şili'nin güneyindeki buzulların izini sürüyor. İlk sonuçlar, kuzey ve güney Patagonya buzul alanlarında yer alan St. Quintin ve Upsala gibi birçok buzulun, son yıllarda nasıl inceldiğini ortaya koydu. Araştırma gemisinde, Serkan Dadak ve Erkut Ertürk isimli iki Türk Greenpeace gönüllüsü de var. Independent gazetesi, küresel ısınmanın önlenmesi çabalarını "Küresel felaket için geri sayım" manşetiyle ilk sayfasından duyurdu. Mart 2005 Ingiliz Independent gazetesi, küresel ısınmanın önlenmesi çabalarını "Küresel felaket için geri sayım" manşetiyle ilk sayfasından duyurdu. Yayımlanacak olan uluslararası iklim raporu ilk kez küresel ısınmada tehlike esiğini açıkça çiziyor ve kötü haber şu ki, dünya bu noktaya gelip dayanmış durumda." diye başlayan haberde, 10 yıl içinde küresel ısınmada dönüşü olmayan noktaya gelinmiş olabileceğini belirtiliyor. Rapora göre kuraklıklara, deniz seviyesinde 10 metreye kadar yükselmelere yol açacak eşik, küresel sıcaklikların 1750'ye göre 2 derece artmasıyla geçilecek. Şu anda 0,8 derecelik artış kaydedilmiş durumda. Neler olacak? Haberde geri dönülemez noktadan sonra büyük kuraklıkların, su kıtlığının meydana geleceğini, ormanların yok olacağını, tarımda verimin büyük oranda düşeceğini, denizlerin seviyesinin yükseleceğini ve hastalıkların tırmanışa geçeceğini bildirdi. Raporu hazırlayanlardan Tony Blair hükümetinin eski Ulaştırma Bakanı Stephen Byers, ''Önümüzde bir saatli çevre bombası bulunuyor'' diye konuştu. Ingiliz Kamu Siyasi Araştırma Enstitüsü, Amerikan Gelişme Merkezi ve Avustralya Enstitüsü adlı kuruluşlarca hazırlanan ve yayımlanması Ingiltere'nin G8 dönem baskanliğına denk gelen rapor, sanayileşmis 8 ülke ve digerlerini 2025'e kadar elektriklerinin dörtte birini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamaları konusunda uzlaşmaya da çağırıyor. Gazete başyazısında "kaybedecek vakit yok" diyor. Fransa ise bugünden itibaren bio-çesitliliği korumayı hedefleyen bir UNESCO konferansına evsahipligi ediyor. Ingiltere hazırlanıyor, grip salgını terörizmden daha büyük tehdit!.. Liberation şüpheci Fransız Liberation gazetesi ise şüpheci: "Iyi niyetlerle düzenlenen bu konferanslar genellikle hep uygulanmayan güzel kararlarla sonuçlanıyor." diye yazan gazete toplantının ev sahibi Jacques Chirac'i da eleştiriyor. "Geçen yıl Johannesburg'da çevreye yönelen tehlikelere dikkat çeken Chirac, dünyada en fazla tarım ilaci kullanan üçüncü ülke olan Fransa'da ise bu yöntemlerin savunucusu. Aynı zamanda Avrupa çevre kuralarını uygulamakta geciktiği için Avrupa Komisyonu hükümeti hakkında işlem başlatmaya hazırlanıyor. Kuzey Kutbu'nun 70 yıl ömrü kaldı Uzmanlara göre 2070 yılının yaz aylarından itibaren Kuzey Buz Denizi'nin yerinde yeller esecek. Sekiz ülkeden 250 bilim adamının hazırladığı rapora göre, Kuzey Kutbu'ndaki buz tabakası dünyanin geri kalanına göre iki kat daha hızlı ısınıyor. Geçtiğimiz 30 yılda buz örtüsü yüzde 15-20 oranında eridi ve erime giderek artıyor. Raporu hazırlayan ekipten Paal Prestrud, sıcağı hapseden gazların giderek arttığını, bunun sorumlusunun da büyük ölçüde otomobil, fabrika ve nükleer santrallardan çıkan gazlar oldugunu vurguladı. Erimenin etkileri ortada Kutuptaki ısınma, yerli halka, dogal hayata ve ekonomik faaliyetlere zarar verecek. Erime öyle bir seviyeye geldi ki, rapora göre avlanmaya çikan yerli halk kırılan buzullardan içeri düşüyor. Ayrıca donmuş toprak tabakasındaki erime binalarin güvenliğini tehdit ediyor ve en çok kutup ayılarıyla fokların kullandığı, buz tutan sular sayesinde olusan yollar eriyor. Yararları da varmış! Bilim adamlarının raporunda kutupta yasananlar ayrıntılarıyla yer alırken, kimileri kutuplardaki erimenin yararları da olacağını savunuyor. Mesela böyle giderse transarktik gemi yolu doğal olarak açılacak ve kutuplara gemi seferleri düzenlenebilecek. Ayrıca bölgedeki petrol ve gaz rezervlerine ulaşım da kolaylaşacak. Dünyadan / BBC Canlı türleri yok olabilir İngiltere'de yayımlanan bilim dergisi Nature'ın son sayısında, dünya iklimine ilişkin yeni bir araştırmanın sonuçları açıklandı. Buna göre; iklimdeki ısınma engellenmezse, 2050 yılına kadar karada yaşayan hayvan ve bitki türlerinin dörtte birinin yok olması tehlikesi var. 14 enstitünün katıldığı araştırma için 19 bilim insanı, Avrupa, Avustralya, Güney Afrika, Brezilya ve Meksika'da çalışmalar yaptı. Hedef, dünya iklimindeki ısınmanın orta vadeli etkilerini saptamak. 561 Küçük Kıyamet Doğa Derneği ve birlikte çalıştığı bilim insanları tarafından 561 canlı türünün tüm dünyada sadece Türkiye’de tek bir noktada yaşadığı ve orada da yok olma noktasına geldiği ortaya kondu. Doğa Derneği, dünyadan tümüyle silinmesinden korkulan canlıların korunması için 51 uluslararası kuruluşla ve Atlas dergisiyle iki yıldır işbirliği içinde çalışmaktaydı. Bu kapsamda yapılan çalışmalar sonucunda tüm dünyada ve Türkiye’de en fazla yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan türlerin tam olarak nerede yaşadıkları belirlendi. Bu canlıların arasında 550 bitki, 8 balık, 1 kurbağa, 1 memeli ve bir 1 kelebek türü bulunmakta ve bu türler Türkiye’deki doğal alanların aşırı kullanımı veya yok edilmesi sonucunda yeryüzünden tümüyle silinmek üzereler. 561 türün önemli bir kısmı Akdeniz bölgesinde yaşıyor. Antalya, tek noktaya sıkışmış türlerin en zengin olduğu ilimiz. Doğu Karadeniz Bölgesi ve Doğu Anadolu ise yok olan türlerin yoğunlaştığı diğer bölgelerimiz. Tamamı Göller Bölgesi ve Orta Anadolu’da olmak üzere sekiz balık türü bu canlılar arasında yer alıyor. Öte yandan, Türkiye’nin en nadir kurbağası Toros kurbağası (Rana holtzi) Niğde’de, memeli türü Silifke kirpifaresi (Acomys cilicicus) Mersin’de, kelebek türü ise Malatya kelebeği (Polyommatus dama) Malatya’da bir tek noktada yaşıyor. Yok olan bitki türleri arasında en çok dikkat çeken türlerden biri olan Likya orkidesinden (Ophrys lycia) tüm dünyada sadece 40-200 birey kaldığı ve bu bireylerin de bir mezarlıkta yaşadığı biliniyor. Likya orkidesinin yok olmasının nedeni köklerinin salep ve dondurma üretimi amacıyla toplanması. Ancak diğer türlerin büyük kısmı plansız yapılaşma, baraj inşaatları ve sulama projeleri nedeniyle yok oluyor ve çok az sayıda tür kanunen korunan alanların içinde yer alıyor. Doğa Derneği’nin de dahil olduğu “Sıfır Yok Oluş İttifakı” tarafından yürütülen küresel çalışmada da benzer sonuçlar elde edildi. Küresel çalışmaya henüz çiçekli bitki ve balık türleri dahil edilemediği için nispeten az sayıda alan belirlendi. Küresel çalışmaya göre toplam 794 memeli, kuş, amfibi, sürüngen ve kozalıklı ağaç türü yeryüzünde tek bir noktada yaşıyor ve orada yok olmak üzere. Bu türler arasında maymun-suratlı yarasalar, zehirli kurbağalar, bir penguen, timsahlar, maymunlar ve bir de gergedan türü bulunmakta. Türlerin yok olması doğal bir süreç olmakla beraber, uzmanlar bugünkü insan kaynaklı yok oluş sürecinin doğal süreçlere göre 100-1,000 kere daha yüksek olduğunu belirtiyorlar. Yakın tarihte, çoğu türün yok oluşu kedi ve fareler gibi istilacı yırtıcı hayvanların ıssız adalarda yerleştirilmesiyle meydana gelmişti. Bu son çalışmalar ise, yok oluş krizinin simdi genişleyerek dünyanın ana kara kütlelerine de büyük bir hızla yayıldığını ve risk altındaki türlerin çoğunlukla ana karalardaki dağlarda ve alçak arazilerde bulunduğunu göstermekte. Konu hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken, “Çok sayıda bilim insanı ile yaptığmız çalışma sonucunda Türkiye’nin doğal açıdan dünya ölçeğinde önemli bir coğrafya olduğunu bir kez daha ortaya koyduk. Kaybolan 561 türle sadece doğal mirasımız değil, yüzlerce hastalığın ilacı, Türkiye’nin doğa turizmi potansiyeli, geleceğin besin kaynakları, temiz hava, su ve toprağımız yok oluyor. Yok oluş çağında yaşamak Türkiye’de yaşayan tüm insanlara ayrı bir sorumluluk yüklüyor. Bu nedenle ulusal ve yerel karar vericilerin ve yatırımcıların Türkiye’nin yakın geleceğiyle ilgili planları yaparken bu türleri ülkemizin en değerli ve en benzersiz kaynakları olarak görmesini bekliyoruz” dedi. Küresel ısınma'nın sonu göç. İngiltere'de süren Küresel Isınma Konferansı'nda, ısınmanın; salgın hastalıkların patlamasına, su ve yiyecek kıtlığının artmasına yol açacağı ve yaşanmaz hale gelen bölgelerden kaçan bir iklim mültecileri ordusu oluşturacağı uyarısında bulunuldu. Cumhuriyet-3 Şubat 2005 Gezegen hızla tükeniyor. Küresel ısınma, karşı radikal önlemler alınmazsa 10 yıl içinde geri dönülmez noktaya gelecek. Bilim Teknik- 25 Ocak 2005 Yüzyılın felaketi şoke etti. Güneydoğu Asya'da meydana gelen son 40 yılın en şiddetli depreminin ardından ölü sayısı yüzbinleri geçti... Asrın felaketini yaşayanlar enkaz arasında içme suyu arıyor... Pek çok yerde yiyecek sıkıntısı var... Kurbanların üçte birinin çocuk olduğu belirtildi. Cumhuriyet-28 Aralık 2004
00N/A

..................
Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından hazırlanan ''Küresel Isınma ve Türkiye Denizleri'' raporunda, küresel ısınma nedeniyle Karadeniz'in giderek Akdenizleştiği belirtildi. Raporda, "Karadeniz'de özellikle soğuk mevsimlerde hamsilerin kuzeye yaptıkları göçler ya azalacak ya da duracaktır. Bu da ülkemize zarara ve birçok balıkçı ailenin işsiz kalmasına yol açacaktır" denildi. TÜDAV'ın internet sitesinde yayınlanan "Küresel Isınma ve Türkiye Denizleri Raporu"nda, ulusal iklim değişimi çalışmalarına göre geçen yüzyılda deniz seviyesinin küresel ölçekte 10-20 santimetre yükseldiği, bu yüzyılda ise deniz seviyesinin 40-60 santimetre daha yükseleceğinin öngörüldüğü belirtildi. Bunun ağırlıklı olarak küresel ısınmadan kaynaklandığının vurgulandığı raporda, bu değişimden en çok Maldiv ve Tuvalu gibi ada devletlerin etkileneceği, Bangladeş'te ise toplam ülke alanın yüzde 12-28'sinin kaybedileceği vurgulandı. Türkiye'de neler olacak? Türkiye'de küresel ısınmanın denizleri çok yönlü etkileyeceğinin belirtildiği raporda, "Küresel ısınmanın denizlerimize etkisini sadece biyo çeşitlikteki değişime indirgeyemeyiz. Bozulan atmosferik ritm ile denizlerimizde daha farklı bir rüzgar ve akıntı sistemi ortaya çıkacak, bazı limanlarımızda ulaşım aksayacak, balıkçı filolarımızın ve her türlü deniz araçlarının seyri zorlaşacak, balık çiftlikleri şiddetli dalgalara maruz kalacak, adalara ulaşım aksayacak, deniz ortamı kara alanından daha riskli bir hal alacaktır" denildi. Raporda, nüfus artışının yüzde 2.1 olduğu Türkiye'de denizlerin hala bir protein deposu olduğuna dikkat çekildi ve "Küresel ısınma ile ortaya çıkacak sorunlar geleneksel balık avcılığına, av türlerine ve yöntemlerine ciddi bir darbe vuracaktır. Bununla birlikte bunun hangi bölgelerde ve hangi şiddette olacağını şimdiden söylemek mümkün değil. Hazırlık ise yok" ifadesine yer verildi. Akdeniz tropikalleşiyor TÜDAV'ın tarafından hazırlanan raporda, Süveyş Kanalı yoluyla birçok türün Akdeniz'e girdiği ve hala girmeye devam ettiği belirtildi. Akdeniz'de bulunduğu bilinen 650 balık türünden 90'ının havzanın yeni müdavimleri olduğu ve bunlardan 59 türün Süveyş Kanalı yoluyla Akdeniz'e girdiği vurgulandı. Halen 300 civarında Kızıldeniz kökenli denizel türün Akdeniz'de olduğuna işaret edilen raporda, "Ülkemiz sularında tespit edilen Hint Okyanusu kökenli balıkların sayısı şimdiden 30'un üzerindedir ve bunların arasında ticari değere sahip olanlar balıkçılarımızca avlanmaktadır. Sadece İskenderun Körfezi'nde avlanan yabancı türler toplam avın yüzde 20'sini oluştururken bu oranın yakın zamanda artması beklenmektedir" denildi. Raporda, "Batı Akdeniz'de son 10 yılda yüzey suyu sıcaklığı 0.2 santigrat derece artmıştır. Bu artış 13 santigrat gibi sabit bir sıcaklıkta yaşamaya alışan derin deniz balıkları için tehdit oluşturmaktadır" görüşüne de yer verildi. Karadeniz, Akdeniz oluyor Raporda, Akdeniz'de deniz suyundaki sıcaklık artışlarının göçmen türler için de tehlikeli olduğu belirtildi. Raporda ayrıca, "Son yıllarda Orta Akdeniz ve Ege Denizi'nde de görülen yumuşak mercanların (Gorgonlar) ölümü de küresel ısınmayla ilintilidir" denildi. TÜDAV raporunda Akdeniz'de yaşayan, Karadeniz ve Marmara'da 20 yıl önce nadir görülen sardalye, kupes ve salpa gibi balıkların bu denizlerde daha sık görülmeye başlandığına da dikkat çekti. Karadeniz'de balıkçılar işsiz kalabilir Raporda, yaşanan gelişmelerin ardından Karadeniz'deki av kompozisyonununda değişeceği vurgulandı ve Karadeniz'deki hidrojen sülfür tabakasının kalınlığının da değişebileceğine işaret edildi. Karadeniz'de özellikle soğuk mevsimlerde hamsilerin kuzeye yaptıkları göçlerin azalacağı ya da duracağı ifade edilen raporda, bunun birçok balıkçı ailesinin işsiz kalmasına yol açacağı vurgulandı.
00N/A




ekolojik kıyamet





Founded: 8/12/2007
Members: 634





Join Group



 







PerfBoard
View Your Posts | Post | View All


11/30 8:29a
FREE IELTS MATERIAL
Usman Chaudhary