PerfSpot     
Login / Join Now        International







About DEVRIMCI YOL/Revolutionary Way



PLEACE NO NACKED MEN PIC. NO NACKED WOMEN PIC. IN THIS GROUP HERE IS POLITISH GROUP

KEINE NAKTE FRAU ODER MAN  BITTE ZEIGT EURE BILDER WO ANDERES

BU YILDIZA BURAYA SAYGILI OLUN 

CIPLAK YARI CIPLAK RESIMLERI ATIYORUM KUSURA BAKMAYIN AYRICA  FASIST IRKCI GRUPLARA ÜYE OLANLARDA SAYGILARIMLA

,


The name Fatsa derives from Fanizan daughter of Pharnaces II the Kingof Pontus, and has since mutated through Fanise, Phadsane, Pytane,Facha and today's Fatsa. in some Ottoman Empire records town is namedSatılmış[edit] GeographyThe district is a strip of coastline with hills and rocky mountainsrising steeply behind, watered by the rivers of Yapraklı and Belice.The Canik Mountains run parallel to the coast behind Fatsa. The localeconomy depends on agriculture and fishing: 80% of arable land isplanted with hazelnuts; and there are fishing fleets harboured at Fatsaand in the small towns of Yalıköy and Bolaman. Also the Black Seacoastal highway runs through here bringing passing trade. The highermountain areas of the district are covered in forest. The climate istypical of the Black Sea coast, warm and wet most of the year.Fatsa itself is a large town of 63,721 people with a large centralshopping district of streets, some pedestrianised, leading down to theseafront. The district of Bolaman was once the Roman town of Polemanand has the ruins of a castle and places to drink tea by the water.[edit] Places of interestThe countryside and coast of Fatsa are pretty in spring and summer anda number of places attract visitors including: * the mineral watersprings of Ilıca. * The Pontus era monastery of Göreği, 5km west ofFatsa near the... o Çıngırt rock and caves * Gaga lake - 10kmsouth-east of FatsaThere is a summer festival in Fatsa of sports, a beauty contest etc.[edit] HistoryThe history of Fatsa goes back to antiquity, when the coast was settledby Cimmerians, Persians and Ancient Greek colonists in the centuriesBC, followed by Alexander the Great and his successors. The town grewin importance under the Kingdom of Pontus, particularly during thereign of Pharnaces II the ally of Pompey against Caesar in the 1stcentury BC, who built the city here. Following the demise of Pontus thearea passed into Ancient Roman and Byzantine hands.Turkish peoples came to the area in the 11th century following theBattle of Malazgirt and the Black Sea coast was quickly conquered bythe Danishmend emir Sevli Bey, and settled by Turkish immigrants. Inthe 13th and 14th centuries Genoese traders established trading postsalong the coast, Fatsa became one of the most important of these, andthere is a stone warehouse on the shore built in this period. TheGenoese presence in the Black Sea ended with the fall of Constantinoplebut Fatsa later thrived again under the Hacı Emir Oğulları AnatolianTurkish Beylik in the late 14th century and became part of the OttomanEmpire in 1427.In the 19th century the population increased as Armenians, Georgiansand Caucasus Turks migrated to the coast to escape the wars betweenRussia and the Ottomans. The Greek Christian community remained andthrived as craftsmen and bureaucrats until the Population exchangebetween Greece and Turkey in 1923, when 770 families of Turks fromGreece were settled in the town and villages of Fatsa. In this periodthe town remained a port and trading post, there was no coast road toUnye or Ordu and the port thrived. Corn, rice and other grains weregrown in the hinterland and from the 1920s onwards hazelnuts wereplanted, when rice growing ceased as the coastal swamps were dried upby irrigation works and the town grew.In the 1970s Fatsa municipality was controlled by the left wing mayorFikri Sönmez and his Devrimci Yol organisation of local committeesunder the slogan "The red sun will rise in Fatsa". A major incident inthis period was the kidnapping by the THKO in 1972 of three Britishtechnicians from the radar station ın Fatsa. This era ended when, uponthe initiative of the MHP supporting provincial governor, the mayor and300 others were arrested in the "Nokta Operasyonu" of July 1980, twomonths before the 1980 Turkish coup d'état. [1] Throughout this periodFatsa lost a significant number of its people as they migrated away tojobs in Turkey's larger cities or abroad, including a large proportionof the Turkish community in Japan.






 
SAGISIZ RESIM YADA YAZI YAZAN  ITLER ATILIR BUNU BILIN  SAYGISIZ YAZI RESIM KENDI  PUST YERLERINE YAZA BILIRLER  ZATEN GÖRMÜYORUM 
BURA DEVRIMCI ANARSIST INSANIN INSANIN  TARAFINDAN SÜRÜLMESINE DOGAGIN CIKAR ICIN YAKILIP YIKILMASINA HATTA AKP BILMEM NEYIN ORMANLARI YAKIN  DIYE KARAR CIKARMASINA MAFYA USAKLARINA KARSI OLAN PLATFORMURDUR YANI INSANCA TARTISTISILAN BILMEDIGINI SORAN BILDIGINI ANLATAN BIR YER
PUSTLUK YAPANI ATARIM SILERIM ARKADASLARIMDA  AYNISINI YAPAR
Ülkede Laiklik Siyasi Islam vs. tartismalarinin oldu bir dönemdeyiz. Diger yandan islamda beli bir kesiminde radikalestigi hatta irkci nitelige büründügü bir gercektir. Ülkemiz bu calkantilardan elbete nasibini aliyor. Ama su gercekte var sol radikal kesim yani sosyalist anarsist vs. görüsler ülke meydanlarinda günü belirleyemiyor gecmiste siyasi hayatada önemli bir yer tutan Devrimci yol gercegi denen olguyu var oldu bügün eski bicimi ile yoktur elbete. dün bügün ve gelecek arasinda baglanti kurulmasi arzusu ile bu grubu olusturdum. Genc insanlarimizinda bilmedigi ama bilmek istedigi yada o dönemde anlatamadigi gerceklerde var buyurun meydan sansürsüz bura TR cumuriyeti degil Elestirilere acik olmak gerek katkilariniz ve elestirileriniz icin tesekürler "Biz; Ülkemizin bağımsızlığını ve halkın mevcut sömürü ve zorbalık düzeninden kurtulmasını savunduk... Faşizme ve Emperyalizme karşı mücadele edilmesini savunduk... Bir avuç sömürücü azınlığın değil halkın kendi iktidarını ve halkın kendi demokrasisini savunduk... Biz; Her türlü sömürünün ve eşitsizliğin ortadan kaldırılacağı bir düzeni yani Sosyalizmi savunduk..."





Albums
View All


New Album (2)

5/30/2007





Members
View All







Videos: DEVRIMCI YOL/Revolutionary Way
View All







Forums
Create New Forum


ForumsTopicsRepliesLast Post

PLATFORM
SIYASI TARTISMA PLATFORMU
127When: 3/01 4:02p

In: kavga

By: Paulina Smith

HI
PUBLIK ROOM
13When: 9/19 7:41a

In: ananýzý sikeyim

By: isabel sonay

ETNIK
ETNIK ULUS VS
11When: 11/25 12:50p

In: Ümit Bayazoğlu BIRGÜ..

By: mustafaxx ..

12 EYLÜL SONRASI DEVRIMCI YOL DAVALARI
BURASI YALIZCA DEVRIMCI YOL YARGILAMALARLA DFEGIL TÜM SOLU KAPSAMASI AMACLANMAKTADIR ARKADASLARIN KATKISINI BEKLIYORUM
12When: 9/19 12:28a

In: 12 EYLÜL 1980 SONRAS..

By: NICE MEN

ANILAR
cok sey yasandi bir dönem. cocukluk genclik delikanilik. dolu bir yasam herseyin bir adarada oldugu. kayiplarin yikimlarin oldugu bir dönemdi suskun degildi ama insanlar bügün gibi. korkunc atilariyla yikmamislardi o güzelim ülkeyi anilar agitlar birakti sonra geriye ve simdi burdayiz. hersey yazila bilire geldik
20When: 11/30 2:24a

In: SULTANAHMET CEZAEVİN..

By: yağız toprak

GÜNLÜK YAZILAR BIRGÜN GAZETESINDEN ALINTI
MEHMET AGAR KIMDIR İddialar ve ötesi Susurluk Davası'nda ifade veren eski MİT'çi Mehmet Eymür, Mehmet Ağar'ın emriyle Yaşar Öz ve Nurettin Güven ile Dev-Sol lideri Dursun Karataş'a 80 kilo uyuşturucu gönderildiğini öne sürdü. Eymür, Tarık Ümit'in eroini ihbar ettiği için öldürüldüğünü söyledi. Susurluk Davası'nın 11'inci celsesinde ikinci kez tanıklığına başvurulan MİT Kontr-terör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür, yine 'kısıdı' ifade verdi. Eymür, esrarengiz şekilde ortadan kaybolan MİT muhbiri Tarık Ümit'e, Emniyet Genel Müdürlüğü ile çalıştığı dönemde yurtiçinde ve yetkisi olmadığı halde yurtdışında görevleri Mehmet Ağar'ın verdiğini öne sürdü. Emniyet Genel Müdü-rü'nün bilgisi dahilinde Yaşar Öz ve Nurettin Güven kullanılarak yurtdışına eroin gönderildiğini belirten Eymür, "Uyuşturucu Nurettin Güven tarafından yasadışı Dev-Sol'un Lideri Dursun Karataş'a aktarılmak istendi. Amaç Karataş'ın yerini belirlemek ve operasyon yapmaktı" dedi. Eymür, Ümit'in operasyonda kullanılan 80 kilo uyuşturucuyu Alman Polisi'ne para karşılığı ihbar ederek yakalatması yüzünden öldürülmüş olabileceğini söyledi. Eymür, görevden alınmasıyla ilgili Danıştay'da dava açtığı için eski yeminli kimliği altında ifade vereceğini belirtti. MİT RAPORU, EMEKLİ ETTİ Sami Hoştan'ın avukatı Hüsamettin Nişancı, daha önce Mehmet Ağar'ın dosyası hakkında yetkisizlik kararı verildiğine ve yetkinin belirlendiğine dikkat çekip usulen duruşmanın yapılamayacağını söyledi. Avukat Nişancı'nın talebini redden mahkeme heyeti, tanık olarak dinlenmek üzere Mehmet Ey-mür'ü salona aldı. İkinci kez ifade veren Eymür, Tarık Ümit ile 1987'de ilişkilerinin başladığını belirtti. O tarihlerde Dündar Kılıç ve Behçet Cantürk gibi önemli isimlere yönelik "Babalar Operasyonumun yapıldığını hatırlatan Eymür, "O dönemde Emniyet Kaçakçılık Daire Başkanlığı ile müşterek çalışıyorduk. Tarık Ümit bize bilgi aktardı. 1988'de kamuoyuna MİT raporu diye yansıyan rapor nedeniyle teşkilattan emekliliğimi isteyerek, ayrılmak zorunda kaldım" dedi. YENİDEN GÖREV ÇAĞRISI 1994'te teklif gelince göreve döndüğünü anlatan Eymür, aynı yıl Tarık Ümit'in de tekrar kendisiyle çalışmak istediğini söyledi. Ümit'in kendisine daha önce Emniyet Genel Müdürlüğü ile çalıştığını, PKK ve Dev-Sol örgütlerine yönelik bilgiler toplamak üzere görevlendirildiğini, yurtdışına gittiğini ve aktif bir çalışma yaptığını anlattığını ifade etti. Tarık Ümit'in Nurettin Güven ve Yaşar Öz'le işbirliği yaptığını da anlatan Eymür, bu kişileri Mehmet Ağar'la Tarık Ümit'in tanıştırdığını söyledi. Eymür, Ağar'ın, pasaport işlemleri için o dönem Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı olan Emin Arslan'ı görevlendirdiğini kaydetti. Tarık Ümit olayını 'ortadan kaybolma' olarak nitelendirdiğini anlatan Eymür, "Ancak, kanaatim öldürüldüğü yolundadır" dedi. ÜMİT, AĞAR'DAN KORKARDI Tarık Ümit'in, Mehmet Ağar ve grubundan korktuğunu, başına bir şey geldiği takdirde bu insanların sorumlu olabileceğini söylediğini anlatan Eymür, "Gidip Ağar'la konuşmasını söyledim, 'aranı sıcak tut' tavsiyesinde bulundum" diye konuştu. BUCAK DURUŞMAYA KATILMADI İstanbul 6 No'lu DGM'deki duruşmaya, Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin, Özel Harekat Timi'ne mensup polis memurları Ayhan Akça, Ziya Bandır-mahoğlu, Oğuz Yorulmaz ve Ercan Ersoy ile Ali Fevzi Bir, Sami Hoştan, DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın şoförü Abdül-gani Kızılkaya ve uyuşturucu ticareti nedeniyle tutuklu bulunan Yaşar Öz katıldı. Tutuksuz sanık DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak duruşmaya gelmedi. Duruşmaya katılmak üzere DGM'de hazır bulunduğu görülen sanık polis memurlarından Ayhan Çarkın, aniden rahatsızlandığı için salona girmedi. Carlan, arkadaşlarının yardımıyla DGM'den ayrıldı. 'HAYAL MAHSULÜ' İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar, MİT Washington eski Temsilcisi Mehmet Ey-mür'ün kendisi hakkındaki iddialarıyla ilgili olarak, "Ey-mür'ün ifadesi hayal mahsulü" dedi. Ağar, "Mehmet Eymür, İstanbul 6 No'lu DGM'ye verdiği ifadesinde, sizin Emniyet Genel Müdürü olduğunuz dönemde, emniyetin bilgisi dahilinde, yurtdışına eroin gönderildiğini söylüyor. Sizin Tarık Ümit'e yurtdışı görevi verdiğinizi söylüyor. Bunlarla ilgili neler söyleyeceksiniz?" sorusuna şu karşılığı verdi: "Devlet hizmetinde istihbarat yapılır. Yapılan her iş de kanun dairesi içerisinde yapılmıştır. Resmi makamlara gereken bilgiler verilir. Eroin konusu tamamiyle hayal mahsulüdür. Zaten onunla ilgili belge, hiçbir şey yok." Ağar, iddialarla ilgili olarak şimdilik başka açıklama yapmayacağını söyledi. AĞAR'A SÜRPRİZ DAVA... DYP lideri Ağar'ın koltuğunu sallayan davayı eski DYP Van il Başkanı Tekbudak açtı. Davanın arkasında Demirel'in olduğu ileri sürüldü. DYP ile ANAVATAN'ın DP çatısı altında birleşme projesinde yeni bir kriz daha çıktı. Kulislerde Süleyman Demirel'in arkasında olduğu konuşulan yeni kriz, DYP Van eski il başkanı Hikmet Tekbudak'ın Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi'ni açtığı davayla patlak verdi. Hikmet Tekbudak, 14-15 Mayıs 2005'de yapılan DYP'nin 8. Olağan Kongresi'nde Mehmet Ağar'a karşı genel başkan adayı oldu. Tekbudak'ın adaylık başvurusu, 712 sayı ve 5 Mayıs 2005 tarihli tutanakla kayıt altına alındı. Kongrede Tekbudak'ın adaylığı, delege olmadığı gerekçesiyle oylamaya tabi tutuldu. Oylamada Tekbudak'ın adaylığı reddedildi. Adaylığının kabul edilmediğini, oylama sırasında delegelerin yüzde 90'ının salon dışında olduğunu, adaylığına ilişkin '63' evet oyuna karşı 58 'hayır' oyu çıktığını iddia eden Tekbudak, iddiasını yargıya taşıdı. DYP Genel Merkezi Siyasi Partiler Kanunu'nuna göre bu işlemlerin dava ile iptal edilemeyeceğini, ayrıca davacının husumetli olduğunu belirterek iddialara karşı çıktı. Mahkeme, görevsizlik kararı verdi. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de ı'e karşı 4 oyla kararı onadı. KARŞI OY UMUTLANDIRDI Ancak karara muhalefet şerhi koyan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi üyesi Mustafa Kıcalı-oğlu'nun yorumu, Tekbudak'ı yeniden umutlandırdı. Karşı oy yazısında 'Siyasi parti yöneticilerinin parti içi hesap verme yeri kongre platformu olduğundan kongrelerde parti içi demokrasi tam olarak işletilmelidir' diyerek görevsizlik kararına itiraz eden Kı-calıoğlu'nun karşı oy yazısındaki gerekçeler ve ele geçirdiği bazı gizli belgeler nedeniyle ihtiyati tedbir talepli yargılamanın iadesi için yeniden dava açmaya karar veren Tekbudak, Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkeme-si'ne başvurdu. Tekbudak, DP'ye katılma kararının alınacağı 27 Mayıs'taki DYP "2. Olağanüstü Büyük Kongre"sinin durdurulmasını, buna bağlı olarak "8. Büyük Kongremin iptalini istedi. Dava dilekçesinde, ele geçirilen yeni belgelerin gizliliği nedeniyle mahkemede sunulacağı belirtildi. ACİL İŞLERDEN SAYILDI Mahkeme hakimi Reha Kaptan, davanın taraflara tebliğ edilmesini, eski dava dosyasının yeni dosyaya eklenmesini, talebin du-ruşmah olarak yapılmasını ve yargılamanın kongre tarihi dikkate alınarak acil işlerden sayılıp 25 Mayıs saat 14.00'de yapılmasını kararlaştırdı. Mahkemenin, kongreyi durdurması durumunda DYP'nin DP'ye katılmasının seçimlere yetişememesi durumu ortaya çıktı. Bu operasyonun perde arkasında, DYP'nin kapatılma kararına karşı olduğu belirtilen Süleyman Demirel'in olduğu öne sürüldü. Demirel'in 'DYP'yi ben kurdum rızam olmadan kapatılmasına göz yumamam' dediği öne sürüldü. Sonunda 22 Temmuz seçimleri sonucunda barajın çok altında kalan DP Meclis'e giremedi. Böylelikle Mehmet Ağar, bütün dosyaları ile birlikte ve çok uzun zamandır ilk kez bir koruma zırhı olmadan, tek başına kaldı. Şimdi gözler yargıda... MİT RAPORU'NDAN... AĞAR'IN YERALTI DÜNYASIYLA İLİŞKİSİ...FAİLİ MEÇHULLER... Susurluk Olayı'ndan yaklaşık 45 gün önce 21 Eylül 1996'da Doğu Perinçek 2. MİT Raporu'nu açıklamıştı. Rapor, Emniyet Genel Müdürlüğü'nde Mehmet Ağar'a bağlı olan, Korkut Eken tarafından idare edilen özel bir örgütlenme olduğunu açıklıyor; faili meçhul cinayetlerin adresini gösteriyordu. Raporda, "Çiller Özel Örgütü" adı altında sıralanan listede, Çatlı'nın adı, listenin başında yer alıyordu. Çatlı'nın; eroin ve silah ticaretinden, Ağca'nın kaçışına yardımdan, uyuşturucu kaçakçılığından, Ankara Bahçelievler'de yedi TİP'linin öldürülmesi olayından arandığı belirtiliyordu. Zaten cinayetten idama hüküm giymişti. Ama polis kimliği ve yeşil pasaport taşıdığı da raporda belirtiliyordu. "MİT Raporu'ndan" bazı pasajlar: Ünal Erkan'ın Ahmet Turgut ve Kemal Horzum ile ilişkileri ve bunun mahiyeti hakkında kayıtlarımızda Kasım 1987 ayı içinde Haydar Koç tarajîn-dan yapılan açıklamalar paralelinde bilgiler bulunmakta olup, bu bilgiler eski tarihlerde Cumhurbaşkanlığıma ve Başbakanlığa not olarak da sunulmuştur. Esasen, Ünal Erkan başkanlığındaki İstanbul Emniyet Müdürlüğü üst düzey kadrosu, İstanbul'daki yeraltı dünyası ile yakın ilişki içindedir. Bu ilişkinin en büyük koordinatörü emekli cinayet masası şefi Ahmet Ateşli ve Mehmet Ağar'dır. Ahmet Ateşli 1 Kasım seçimleri için DYP'den aday olmuş, Mehmet Ağar da aynı partiden milletvekili olmayı düşünürken bilahare bundan vazgeçmiştir. Ünal Erkan daha önce, Emniyet Müdür Yardımcılığı yaptığı dönemde, Mehmet Ağar ise, İkinci Şube Müdürlüğü döneminde, Ateşli ile yakınlaşmışlar ve böylece polis-yeraltı ilişkileri pekleşmiştir. Ünal Erkan'ın ekibine ayak uyduramayan Kemal Yazıcıoğlu kadrodan dışlanmış ve Ankara'ya Teftiş Kurulu'na verilmiştir. Kadro dışındaki Mehmet Ağar ise Ünal Erkan'ın en yakın mesai arkadaşı haline gelmiştir. Banker Bako olayının arkasındaki diğer güçler ise, İstanbul Emniyet Müdürü Ünal Erkan, yardımcısı Mehmet Ağar, Mali Şube Müdürü Cevdet Saral ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün diğer üst düzeydeki yöneticileridir. Banker Bako olayındaki gelişmeler ve İstanbul Emniyet Müdürlüğündeki tayinler üzerine Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü'nde 8 Ekim 1987 akşamı geç saatte İbrahim Kılıç'ın da katıldığı bir durum değerlendirmesi ve izlenilecek strateji toplantısı yapılmış, toplantıya Dündar Kılıç'tan para aldığı için bir ara açığa alınan polis memuru Tuncay Katırcıoğlu ile gelen İbrahim Kılıç saat 01:3o'a kadar Gayrettepe'de kalmış ve bu saatte Mercedes otosu ile gitmişlerdir. Toplantı Mehmet Ağar'ın odasında yapılmıştır. Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Ağar, İbrahim Aslan ve Mahmut Şahin ile yakın temas halinde olup, bu şahıslara gizli kalması icap eden soruşturma ve tahkikatlarla ilgili bilgi vermektedir. İbrahim Aslan'a ait Aslan Nakliyat, Tır taşımacılığı yapmakta 150 TIR'a sahip bulunmaictadır. İbrahim Aslan, Malatya Vali şojtirlüğü sırasında uyuşturucu ve silah ticareti yapmıştır. Mahmut Şahin'e ait Şahlan Nakliyat, Deniz Ticareti ile iştigal etmektedir. Hira 1-2-3 gemileri bilinmektedir. Mehmet Ağar'ın hemşehrisi Kebapçı Set Kemal'in geçen kış Kürt İdris'in yeğeni Nihat'ı vurma hadisesi ile Kemal'in ağabeyi Kenan'ın 1 kişiyi öldürme hadisesi İstanbul Polisi'nce kapatılmıştır. Mehmet Ağar, Nihat Camadan, ZiverÖktem ve gayrimeşru paraları Mehmet Ağar'ın dayısı Yılmaz Akçadağ ve ortağı Ekrem Gocay'a verilmekte, bu şahıslar da paraları büyük iş adamlarına vererek faiz almaktadırlar. Perşembe pazarında otomobil yıkayıcılığı yaparken kısa zamanda demir ticareti ve jâizcilikle milyarder olan Ekrem Gocay ve ortağı Yılmaz Akçadağ'ın Kabataş Set Üstü'nde yazıhaneleri vardır. Mehmet Ağar'a ait 18 adet ev ve arsa tapusu, dayısı Yılmaz Akçadağ'ın boşanmış olan eşi Şükran Akçadağ'ın üzerindedir. Dayısının eski eşi bu tapuların üzerinde gözükmesinden rahatsızdır. Bu dizinin diğer bölümleri: »» Mehmet Ağar kimdir?
16When: 4/11 11:50a

In: 1970 Radikal Devrimc..

By: غــا غــا

DEVYOL DEUTSCH
Prozess vor dem Militärgericht Amasya [Bearbeiten] Am 12.01.1983 wurde vor dem Militärgericht in Amasya das Verfahren gegen 759 Angeklagte aus Fatsa und Umgebung eröffnet. In 268 Fällen forderte der Militärstaatsanwalt die Todesstrafe. Den Angeklagten wurden neben einer Vielzahl zumeist ungeklärten politischen Morden u.a. vorgeworfen: - der Strategie von Devrimci Yol entsprechend unter der Bezeichnung Stadtkomitees Widerstandkomitees gegründet und bei den Wahlen dazu eine aktive Rolle gespielt zu haben; - zusammen mit anderen Militanten Volksgerichte gegründet und dort Urteile über die Bürger gefällt zu haben; - den Wagenpark der Stadt für Demonstrationen und Kundgebungen zur Verfügung gestellt zu haben; - im Volkshaus in Fatsa zusammen mit anderen Militanten Seminare veranstaltet zu haben.[7] Am 4. Mai 1985 verstarb Fikri Sönmez im Gefängnis an Herzversagen. Bis zum Jahre 1988 war die Zahl der Angeklagten auf 811 angestiegen.[8] Am Schluss wurden 8 Angeklagte zum Tode verurteilt, 14 erhielten eine lebenslange Haftstrafe und 100 Angeklagte wurden zu Haftstrafen zwischen 1 und 6 Jahren verurteilt.[9] Die Tageszeitung Yeni Politika vom 06.07.1995 berichtete vom Revisionsverfahren der Fatsaner vor der 11. Strafkammer des Kassationshofs. Danach gab es noch 460 Angeklagte, von denen 149 freigesprochen worden waren. Die Freisprüche wurden bestätigt. Ebenso die Entscheidung in 64 Fällen auf Verjährung zu entscheiden. Auf der anderen Seite wurde für 20 Angeklagte die Todesstrafe gefordert. Devrimci Yol (Revolutionärer Weg, auch Dev-Yol) betrat zum ersten Mal am 1. Mai 1977 mit der ersten Ausgabe der gleichnamigen Zeitschrift die politische Bühne.[1] Sie bildete sich aus Mitgliedern der Dev-Genç in Auseinandersetzung mit den Thesen der Türkischen Volksbefreiungspartei-Front (THKP-C) des Mahir Çayan. Dev-Yol betrachtete sich selber eher als Bewegung, obwohl sie marxistisch-leninistische Organisationsprinzipien verfolgte. Nach dem Militärputsch in der Türkei 1980 wurden viele Prozesse gegen Anhänger der Organisation geführt, so dass ein organisatorischer Zusammenhalt verloren ging. Selbstdarstellung [Bearbeiten] Es befinden sich einige Seiten im Internet, die an die Ideen von Dev-Yol, ihre Errungenschaften, aber auch ihre Opfer (die Todesopfer werden in der türkischen Tradition als Märtyrer bezeichnet) erinnern. Dazu zählt eine Seite namens devrimciyol.org [2], die sich als Archiv von Devrimci Yol bezeichnet, oder eine Seite mit dem Titel devrimci hareket.net [3]. Beide sind allerdings in Türkisch und bieten kaum ins Englische oder Deutsche übersetztes Material an. Im November 1980 gab ein Verein in Hamburg mit dem Kürzel HTIIB eine Broschüre mit dem Titel Die Sozialistische Bewegung in der Türkei heraus. Da sie mit dem Emblem von Devrimci Yol erschien, kann sie als Selbstdarstellung gelten. Hier heißt es ab Seite 25 u.a.: "[...] bei allen Unterschieden lässt sich sagen, dass Dev-Yol seinen Ursprung in der THKP-C hat. Eine Vorstufe für Dev-Yol bildete die Organisation der revolutionären Jugend, Devrimci Gençlik. [...] Aber auch in bestimmten Berufsverbänden, Arbeiterorganisation und Städten fanden sich Leute, die die Thesen der THKP-C verteidigten. [...] Devrimci Yol bezeichnet die derzeitige Herrschaftsform in der Türkei als Faschismus vom kolonialen Typ. [...] Wir haben aber gesehen, dass ein antifaschistischer Kampf unmittelbar mit dem Kampf gegen den Imperialismus verbunden ist. [...] Der bewaffnete Kampf bedeutet lediglich die Systematisierung und den Ausbau der versprengten Widerstandskämpfe gegen den Faschismus." Anklageschrift der militärischen Staatsanwaltschaft in Ankara [Bearbeiten] Nach dem Militärputsch vom 12. September 1980 wurde der zentrale Prozess gegen Angehörige von Devrimci Yol vor dem Militärgericht in Ankara geführt. Dort waren 723 Personen angeklagt. Gegen 74 von ihnen plädierte am 4. Mai 1988 der Staatsanwalt auf Todesstrafe.[4] Der Prozess hatte am 18. Oktober 1982 begonnen. In der Anklageschrift hatte der Militärstaatsanwalt Oğuzhan Müftüoğlu, Nasuh Mitap, Ali Başpınar, Melih Pekdemir, Ali Alfatlı, Mehmet Akın Dirik und Mehmet Ali Yılmaz als Mitglieder des Zentralkomitees bezeichnet, das im April 1979 geformt wurde. Neben den so genannten Widerstandkomitees, deren Aufgabe der Kampf gegen den Faschismus aber auch zur Übernahme der Macht im Lande gewesen sei, habe es aber auch bewaffnete Widerstandskomitees gegeben.[5]
10When: 10/02 1:54p

In: HALLO

By: mustafaxx ..

NEW YEAR YENI YIL
Tüm Doslarin yeni Yili ni kutlarim Savassiz Sömürüsüz bir dünya icin verilen mücadelede basarilar dilerim I wish all friendsHappy new year
10When: 12/30 3:35p

In: HI SELAM SALAM HALLO

By: mustafaxx ..

PLATFORM
GÜNE ILISKIN YAZILAR
10When: 4/11 12:29p

In: OGUZHAN MÜFTÜOGLU BI..

By: mustafaxx ..

UNTAMADIKLARIMIZ
IBRAHIM SEVIMLI
11When: 9/19 7:48a

In: IBRAHIM SEVIMLI ALI..

By: isabel sonay




DEVRIMCI YOL/Revolutionary Way





Founded: 5/30/2007
Members: 4,789





Join Group



 







PerfBoard
View Your Posts | Post | View All


No entries found.