Yaşamak, ama insanca yaşamak...
İnsan nedir? Kimdir? Neden dünyaya gelip bir ömür yaşadıktan sonra yok olur gider? Neden yok olanların yerine birileri doğar ve onlarda yok olur gider? Dünya nedir? İnsanları yutan çukur mu? Yoksa geçici bir han mı? Biz yolcu dünya yolcuları konaklatan konak mı?
Neden geldik bu dünya ya? Niçin yaşıyoruz? Yaşam amacımız yaşayabilmek için karnımızı doyuracak yaşamanın gerektirdiği mücadele mi, para kazanmak, mevki sahibi olmak, bir yerlere yükselmek, yükselebilmek için birilerinin sırtına binmek vs. vs. mi?!.. Karnımızı doyurduk, çok para kazandık, yükseldik ve mevkiler kazandık. Ömrün sonunda bu kazanımlar nerede kaldı!?.. Toprak altına giderken hangilerini götürebildik!.. Giderken arkada neler bıraktığımızı hiç düşündük mü? Bıraktıklarımızın sonu ne olacak? Yıllardır elde ettiğimiz kazanımlarımız ne olacak? Arkada bıraktıklarımız bizi ne kadar hatırlatacak, nasıl hatırlatacak.. İyi yönde mi kötü yönde mi hatırlanacağız? Ölümsüz olabilecek bir formülümüz var mı elimizde. Ölümsüz olmazsak bizi ölümsüzleştirecek ne bıraktık arkamızda!.. Sorlular içinde sorular. Hayatın anlamı bu sorular içinde gizli. Belki ölümsüzleşemeyiz ama son olan sona giderken en azından arkamızda iyi şeyler bırakabiliriz. İyi insandı olarak anılabiliriz. 'İyi ve güzel yaşadı. Hayatın anlamını bilerek yaşadı. Ne güzel insan' diye anılabiliriz. Evet bunun için sevgi içinde sevgi dolu yaşamak ve dostlarla sevgili olarak yaşamak, insan gibi yaşamak, hyataı güzel ve dolu dolu, hayatın anlamını bilerek yaşamak. Yani yarın ölecekmiş gibi yaşamak. Belki o zaman; göçüp giderken, yokluğa gömülmeden, yok olup gitmeden, gittikten sonra da varlığımızı sürdürebilecek ve olmasakda varlığımız devam ediyormuş gibi ve iyilikle anılmanın güzelliğiyle hayatımızı yeniden yeşertecek bir hayat yaşamak ne güzel. İnsan olmak ne güzel. İnsanca yaşamak ne güzel. Hayat çok güzel. Hayatu hayatın içinde yaşamaksa daha güzel. Hayatı tek olsada onunla yaşamak en güzel. Yaşadığımız anın kıymetini bilmek hayatta öğrendiğim en büyük dersti benim için. Bu dersin başı ise sevgi, güven, dostluk ve adil olup, paylaşımcı olmakmış.
Kalabalıklar içinde yüzlerce arkadaşım olacağına tek olsun candan olsun, bırakın yapayalnız kalayım.
YOL UZUN ÖMÜR KISA, BU YOLDA ANLAŞABİLECEĞİMİZ BİR DİLDE KONUŞACAK YOLDAŞ LAZIM.
Güzelsin veya çirkin, yaşlısın veya genç, sağcısın veya solcu, tüksün veya kürt, yerlisin veya ecnebi, müslümansın veya değil, tesadüf bir yerde karşılaştık. Bir merhaba demek suçsa benim profilimle uğraşmayın. Bırakın geçin. Yolunuza devam edin. İnsan olan insana merhaba denir. Gerisi teferruat.
Mehaba diyecek vaktiniz yoksa boşa zaman harcamayın benimle. Yolunuz açık, gününüz aydın geleceğiniz parlak olsun.
Yol uzun, bu yolda mutlaka merhaba diyecek birileri yoldaş olur. Hiç kimse uzun olan bu yolda arkadaşsız kalmaz. Bazen bir bayan, bazen bir erkek, bazen küçük bir çocuk, bazen yaşlı biri. Yeterki anlaşabilecek bir dilde konuşalım.