PerfSpot     
Ingresa / Ahora Ensamble        Internacional







oguzhan yılmaz





Masculino
Turquía

Ultimo Ingreso: 
hace 5 horas

Fecha de Nacimiento:
Mayo. 8
Estado Civil:
Soltero(a)
Orientación Sexual:
Heterosexual
Origen Étnico:
Medioriental
Estatura:
1m 80cm
Físico:
Promedio(a)
Religión:
Ateo(a)
Signos del Zodiaco:
Tauro
Fumador(a):

Bebedor(a):

Educación:
Licenciatura
Ocupación:
muhabir
Ciudad Natal:
izmir





Enviar un mensaje



Agregar como Amigo



Mensaje Instantáneo (IM)



Dar un Regalo








Regalos
Dar un Regalo


 Dar un Regalo





Redes
Revisa las Redes


Universidades
Istanbul Üniversitesi
1987 - 1991
Regiones
Izmir - Turquía





Favoritas








Grupos
Encontrar un Grupo













Intereses
Navegar por Intereses







Acerca oguzhan yılmaz



"Eger a$ktan söz edildigini duymamı$ olsalar, hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardir " siz onlardan olmayin

Cinsel açlık yağıyor gökyüzüneCinsel açlık karanlık bir imgedir bu ülkede, durmaksızın ruhları eritir... Eritir köşede bucakta, her nasılsa filiz vermiş titrek ve incelikli aşk öykülerini... Barbar ordusu gibi dört bir taraftan sarar derin duyguları cinsel açlık... Çürür anlamlar, çürür ürperişlerin arınma yeminleri... Kimse kaçamaz cinsel açlığın yarattığı bayağılıktan...

Hayalgücü sığlaşır ve küçük düşer... Sahipsiz kalan duygular küçük düşer. Dostlukların arasında karşı konulmaz bir nifaktır cinsel açlık... Kötü bir krallıktır o. Yüklenir tüm gücüyle. Sonra da aşka ve sarılışa dair tüm umutların ve hayallerin zayıflamasını bekler...

İnsanı o ne olduğu belirsiz hormonlara, siniruçlarına indirgeyen yasasıyla boyar... Gelenekler ve tutucu namus anlayışı ölümcül gücünü cinsel açlıktan alır. Cinsel açlık, geleneklerin ve tutucu namus anlayışının yüzünü savaş boyalarıyla boyar... Anneler, apartman boşluklarında ilkyaz aşklarının dönüşünü beklerken, babalar, yastık kılıflarında gizli gizli, genç ve diri kadınlara ulaşmak için paralar biriktirir...

İşte bu yüzden evler bu kadar neşesiz, sokaklar bu kadar iğretidir... Şarkılarsa böyle kanser... Çünkü aşkın iyicil ve genişleyen mevsimi yoksa, her an herşey bitecekmiş, her an bir başka belirsizliğe yola çıkılacakmış gibi yaşanır...

Askerlikte görmüştüm cinsel açlığın çürüttüğü ruhları... Mühendis, kaymakam, öğretmen, banka müdürü, doktor, avukat... Yaşadıkları baskı ve onursuzluk onları zerrece ilgilendirmiyordu. Buradan salıverildiklerinde yaşayacakları cinsel haz umudu onları baskının her türlüsüyle uzlaşmaya itiyordu... Bu uzlaşma yüzünden ruhlarının sonsuza dek neler yitireceğini hiç ama hiç düşünmüyorlardı... Her sabah birliğe getirilen Tan Gazetesi ne birbirlerini ezerek saldırır ve adeta paramparça ederek, sayfalarından koparttıkları çıplak kadın resimleriyle can havliyle tuvaletlere koşarlardı...
Militarist devlet, ruhları cinsel açlıkla zayıflamış kişilikleri hizaya getirmenin, ezmenin, köleleştirmenin ne denli kolay olduğunu bilirdi... Devlet, tuvalet duvarlarına yayılmış o zavallı suçluluk duygularından büyük güç alırdı...

Ne kadar okumuş, kendilerince önemli statülerde olurlarsa olsunlar ruhlarını çürüten cinsel açlık yüzünden değer yargıları, etik değerleri, estetik bilinçleri ve en önemlisi kadına bakışları hiç gelişmemişti bu insanların... Sarılış, okşayış, aşk ve incelik yoksullarıydılar. Kadınlar, yarı hayvan yarı insan ve sanki sadece cinsel haz nesneleriydi onlar için...

31 Cumhuriyeti nin çocuklarıydı onlar. Bu iki yüzlü Bekaret ve Abazanlık Cumhuriyeti nin... İçlerinde mahçup bir titreyişle kıpırdanan sevgi, aşk, incelik duygularını o sahte erkek ideolojisiyle güçlenen cinsel açlıklarına rehin verenlerin cumhuriyeti...

Okumuşların parçalanmış gazete fotoğrafları varsa, diğerlerinin de kuyrukları havada gezen şımarık küçük köpekleri vardı... Bütün bunlar bilmezlikten gelinirdi... Küçük, şımarık köpeklere, uygun bir yeri oyulmuş koyun ciğerlerinden, kesekağıtlarından, yastıklardan, tek kanadı kesilmiş sineklerden, ortası delinmiş sabun kalıplarından gelindiğini bilmezlikten geldikleri gibi...* Çünkü devletin kendisine saygı duymayan insanlara ihtiyaçları vardı, ruhlarını tüketmiş insanlara...

Çünkü o zaman kim kulak memelerinden kolye yapacaktı?

Çünkü o zaman kim basacaktı bir gece cezaevlerindeki koğuşları, kim emir verilenden daha amansız bir şiddetle savunmasız tutsakların kafalarını kıracaktı... Kim, inleyişler kanda yüzerken, yüzü olmayan, ama geniş kalçalı kadınların düşlerini kuracaktı...

Utandırdı ve utandırıyor durmadan cumhuriyet kendi çocuklarını... Bu ülkeden gökyüzüne cinsel açlık yağıyor... Okumuş etmiş bir genç, üzerine üzerine ansızın saldırdığı  nesnenin çığlığıyla kendine geliyor: Ne yapıyorsun, daha bugün tanıştık! ...

Aşksız cinsellik karşı konulmaz bir nifak gibi dostluklarının sınırını çiziyor... Çürüyor hayalgücü, tükeniyor bağlılık yeminleri... Anlık bir cinsel haz umudu için anında vazgeçiliyor en vazgeçilmez sayılan değerlerden...

Yüzü olmayan gövdelerin kötücül dansı başlıyor... Kulaklar duymuyor, tükenmiş ruhlar algılamıyor. Dağların en yüksek tepelerine ya porno, ya şeriat yazılıyor... Aşkı tatmadan ölenlerin kemikleri mezarlarda sızlıyor... Sevgiyle sarılamayan ve önce ruhlarını seviştiremeyenler, sadece bedenlerindeki duygusuz ve kirli kanın akışına veriyorlar kulaklarını...

Urfa da bir genç  namus dedikodusu yüzünden kızkardeşinin boğazını kesiyor, İzmir de bir adam, karısını evi terkedecek diye onbir yaşındaki oğluna öldürtüyor... İstanbul da genç bir kızı, başkasıyla oldu diye nişanlısı kızın erkek kardeşine öldürtüyor...

Bu ülkeden gökyüzüne cinsel açlık yağıyor...

 cezmi ersöz

Beni ardında bırakırken
Varsın martıların çığlıkları
Denizin mavisi
Gökkuşağının tüm renkleri
Tüm meyhaneler
Tüm mutlu sevdalar
Tüm galibiyetler
Sen ve bu şehrin olsun

Senden bana
Yanlızlıkların ve yenilgilerin hatıra kalsın
Birde yüzünde arada birde olsa görülen
Ve sana çok yakışan buğulu gülüşün
Bütün yenilgilerin sorumlusu ben olayım
Arka sokaklarda alınıp satılan sevdalar
Kurşuna dizilsin
Bütün yıldızlar omuzlarıma yıkılsın
Sisli kar bulaşığı bir akşamda polisle çatışmaya girelim
Bir ben öleyim
Yıldızlar ve sokaklar yasaklansın

Sen ve bu şehir
İnadına yaşayın
İnadına yaşatın umutlu sevdaları
Gözlerindeki yaşı sil artık
Gökyüzüne uçurtmalar dolsun
Nesli tükenmiş kuşlar misali
Bir tek adım hatıra kalsın sana ve bu şehre
 
Şiirin kullanım hakkı benim olsun o kadar ben yazdım nede olsa
ben haber ajansında savaş muhabiri olarak çalışıyorum o yüzden devamlı dünyanın sorunlu bölgelerindeyim burayada oralarda iken muhabet edecek arkadaşlar için üye oldum.






Álbumes
Ver Todos








Amigos: 1,380
En Línea | Ver Todos







Comentarios
Publicar